Sadece Evden Çalışan Anne ve Babaların Anlayabileceği Zorluklar


77 paylaşım
  Nesrin Bayraktar

Tam kendinizi işe vereceksiniz, yan odalardan bir çığlık sesi yükselir. Bu ya ihtiyaçlarının giderilmesi için ağlayan bir bebeğin sesidir ya da ayağı takılıp düşmüş, kardeşiyle kavga etmiş, canı sıkılmış ve daha bilimum nedenden dolayı avaz avaz bağırabilen küçük bir çocuğun sesi! Daha kötüsü iki ya da daha fazla çocuk sesinin birbirine karışmış halidir. Bir yandan işinizi bitirmeniz gerekmektedir diğer yandan anne-babalık görevinizi yerine getirmeniz. Ama siz öylece oturmayı tercih edersiniz. Bilgisayarınızın karşısında boş gözlerle oturur, ne müşterinizin mailine cevap vermeyi ne de çocuklarınızla ilgilenmeyi istersiniz. Evet, neden bahsettiğimi anlamış olmalısınız. Evden çalışan ya da “çalışmaya çalışan” anne-babalardan bahsediyorum.

Çoğu ebeveynin düşüncesine göre evde oturup çocuklarıyla ilgilenebilmek, aynı zamanda çalışarak para kazanmak mükemmel ötesi bir fikirdir. Ancak bu durum sadece davulun sesinin uzaktan hoş geldiğiyle açıklanabilir. Çünkü henüz böyle bir fırsatı olmamış veya böyle zor bir iş içine girmemiş kişiler evden çalışan anne-baba olmanın avantajlarının dışındaki zorluklarını göremezler. Oysaki evde oturup çocuk bakmak başlı başına çok zor bir işken, çalışan anne-baba olmak buna göre çok daha zordur. Hem çalışmak hem evde oturup çocuk bakmak ise zorluk bakımından her ikisine de açık ara fark atmaktadır. Anlayacağınız evden çalışan anne-baba olmak sizin düşündüğünüzden çok daha farklı bir meşguliyettir.

Dışarıda çalışan anne-babalar sabah evlerinden çıkıp bütün günlerini sadece işe yoğunlaşarak geçirebilirken, evden çalışanların böyle bir lüksü yoktur. Dışarıda çalışanlar akşamları çocuklarıyla rahat rahat ilgilenebilirken, evden çalışanlar bitmeyen işlerini halletmek için uğraşırlar. Dışarıda çalışanlar, çocuklarını deli gibi özleseler de bir süreliğine olsa rahatça nefes alıp, eski sosyal yaşamlarına geri dönebilirler. Evden çalışanlar ise bu kadar şanslı değillerdir. Bu birkaç örneği, evden çalışan ebeveyn olmanın ne kadar zor olabileceği hakkında azıcık da olsa fikir edinin diye verdim. İşi bırakıp evden çalışmayı düşünüyorsanız, kararınızı tekrar gözden geçirmeniz gerekeceğini anlayın diye. 24 saatini çocuklarıyla geçiren çalışan anne-babalara biraz daha anlayışlı olun diye! Ya da eğer siz de evden çalışan bir anne-babaysanız, yalnız olmadığınızı, aynı sorunlarla başa çıkmaya çalışan sizin gibi daha çok güçlü ve başarılı ebeveyn olduğunu bilin diye!

İşte karşınızda sadece evden çalışan anne-babaların anlayabileceği zorluklar:

İş-Yaşam Dengesi Konusunda Gelgitler Yaşarsınız!

İş-Yaşam Dengesi Konusunda Gelgitler Yaşarsınız!Çalışan anne-babalar iş-yaşam dengesini sağlayabilmek için pek çok farklı şey yaparken, sizin bu durumda yapabileceğiniz çok fazla şey yoktur. Çünkü zaten elinizden geldiğince işlerinizi çabuk bitirmeye ve çocuklarınızla ilgilenmeye çalışıyorsunuzdur. Ama bacağınıza yapışıp sevgi bekleyen, can sıkıntısı yüzünden evi savaş alanına çeviren, bütün gece uyumayıp sizi çileden çıkartan bebekleriniz ya da çocuklarınız buna bir türlü izin vermemektedir. Bu nedenle siz iş-yaşam dengesi hususunda gerçek bir kaos yaşarsınız. Birbirine tıpatıp benzeyen günleriniz “şu çocuk bir uyusa da işimi bitirsem, şu iş bir bitse de çocuğumla ilgilensem” gibi düşüncelerle geçer. Belki siz iş ev aile hayatınızı birbirinden rahatlıkla ayırabilirsiniz, ama çocuklarınız bunu anlamadığı için aynı sonuçlarla karşılaşırsınız.

Multitasking Uzmanı Olursunuz!

Multitasking Uzmanı Olursunuz!Verimli çalışmak, başarılı olmak için hep diyoruz ya aynı anda tek bir işe odaklanın diye! İşte anne-babaların elinde böyle bir şansları da yok! Onlar istemeseler bile şartlar gereği multitasking konusunda uzman oluyorlar. Çünkü onlar aynı anda hem bebek sallamak hem çalan telefona bakmak, hem de bilgisayarda yarım kalan işlerini tamamlama zorunda kalıyorlar. Bir yandan yemek hazırlıyor, koştura koştura masasının başına gidip birkaç küçük iş daha hallediyor, bir yandan arkasından ayrılmayan çocuğuna laf yetiştirmeye çalışıyor, bir yandan da ayağına takılan oyuncakları toplamaya çalışıyorlar. Hadi bakalım, böyle bir durumda multitasking yapmayın da görelim! Sonuçta aynı anda birden fazla iş yapmak zorunda kalan çalışan anne-babalar, multitasking konusunda ister istemez profesyonel oluyorlar.

Dikkatiniz Sürekli Dağılır!

Dikkatiniz Sürekli Dağılır!Tam da işe yoğunlaşmışken bu olacak şey miydi? Bir yarım saat daha uyusaydı ne olurdu ki? Şu raporu da hazırlasaydınız iyiydi? Derken günler ardı ardına geçer. Bir bakarsınız yine hafta sonuna gelmişsiniz. Elinizde tamamlanamamış, ama bir an önce teslim edilmesi gereken işler vardır. Bir de dizinizin dibinde ilgi bekleyen çocuğunuz! Yapılması gereken günlük ev işlerini ve ne zamandır görüşmeyi hayal ettiğiniz arkadaşlarınızı, sevdiklerinizi saymıyorum bile! Ama siz bunların hiçbirini tam olarak yapamazsınız! Çünkü sürekli dikkatiniz dağıldığı için işlerinizi yetiştiremez, hep sil baştan yapmak zorunda kalırsınız. Dikkat dağıtıcılarınız çocuklarınız olduğu için onları ortadan kaldırma gibi bir şansınız da yoktur. İşte bu durum, evden çalışan anne-babaların karşılaştığı zorluklardan bir diğeridir.

Sabır Çekmekten Bir Hal Olursunuz!

Sabır Çekmekten Bir Hal Olursunuz!Çocuğunuzun kahvaltı yapmasını, dişlerini fırçalamasını, üzerini giyinmesini, banyo yapmasını ve daha bilimum günlük işlerini halletmesini beklerken sabır taşına dönersiniz. Çünkü bu sırada zaman kaybediyor, her geçen dakikada bir işinizi daha aksatıyorsunuzdur. Ama çocuk bundan ne anlasın! Onlara göre zamanın bir sınırı yok! Siz işinizi sonra da yapabilirsiniz. Birazcık daha oyalanarak yemek yeseler ne olur ki? Hem bu sırada sizi de yanlarında tutmuş oluyorlar! Uzun lafın kısası, evden çalışan anne-babalar gerçekten eli öpülesi varlıklar. Bu kadar sabır çekmelerine karşılık umuyorum ki muratlarına erebilirler.

Hafta Sonu mu O da Neymiş?

Hafta Sonu mu O da Neymiş?Dışarıda çalışan anne-babalar hafta sonlarını iple çekerken, evden çalışanların böyle bir gayesi yoktur. Çünkü hafta sonları ile hafta içi arasında neredeyse hiçbir fark yoktur. Hatta evden çalışan anne-babaların bazen günleri şaşırarak çocuklarını Pazar günleri de kreşe bırakmaya gittiklerini söyleyebilirim. Evet, durum bazen bu kadar vahim olabiliyor. Diğer aileler gibi hafta sonu planları yapamayan, zaman zaman Pazartesi sendromunu bile özleyen ebeveynler için tatil günü diye bir şey yok. Bütün hafta sonundan da geçtim, yeri geliyor “şöyle uzanayım da bir film keyfi yapayım” bile diyemiyorlar.

Bir Şeyleri Ararken Ömrünüz Biter!

Bir Şeyleri Ararken Ömrünüz Biter!Kumanda, çoraplar, mutfak eşyaları, dosyalarınız, süt kutusu, telefon… Evet, gününüzün bir kısmı da bunları aramakla gider. Bazılarını çocuklarınız bir yerlere atmıştır, bazılarınıysa fark etmeden siz bir yerlere sokmuşsunuzdur. Ama aklınız o kadar dağınıktır ki neyi nereye koyduğunuzu bir türlü bulamazsınız. TV kumandası buzdolabından, süt kutusu salondaki çekmecelerden çıkar. Çorapları salona oyuncakları yatak odasına taşırsınız. Hatta çoğunlukla bunu yaptığınızı da unutur, çocuklarınızı suçlayarak onların günahını alırsınız. Ama size de hak vermek lazım! O kadar çok işle uğraşırken, bazen kafa karışıklığı yaşamanız gayet normal!

Sessizlikten Korkmaya Başlarsınız!

Sessizlikten Korkmaya Başlarsınız!Çocuk sahibi olmadan önce, sessiz bir ev sizin için uygun bir çalışma ortamı demektir. Sessiz, sakin saatlerde verimli bir şekilde çalışabiliyor; en zor işlerin üstesinden bile kolaylıkla geliyordunuz. Ancak kişilerin hayatındaki dönüm noktası olan çocuk sonrası dönemde, sessiz ev de diğer her şeyle birlikte anlam değiştirir. Önceden hoşlandığınız sessizlik artık size endişe vermeye başlar.

Örneğin, işe daldınız ve uzun bir süredir hiç rahatsız edilmeden çalışıyorsunuz. Neyse dersiniz, biraz daha çalışayım. Sonra zaman geçer, ama çocuklarınızdan yine ses çıkmaz. Bu kez endişelenmeye başlar ve kontrol etmek için ayağa kalkarsınız. Her zamanki gibi aklınıza gelen şey başınıza gelir. Ya bütün dolabınız aşağıya inmiştir ya yastıklar yorganlar etraftadır ya mutfak savaş alanına dönmüştür ya da hoşunuza gitmeyecek herhangi başka bir şey. Evet, evden çalışan anneler sessizlik istediklerini söyleseler de istedikleri bu fırtına öncesi sessizlik değildir. Çünkü çocukların sessizliği hiçbir zaman hayra işaret etmez.

Özür Dilemekten Bıkıp Usanırsınız!

Özür Dilemekten Bıkıp Usanırsınız!Sesten rahatsız olan alt komşunuzdan, onu aramadığınızdan şikayet eden annenizden, görüşmeyi sürekli ertelediğiniz arkadaşlarınızdan, ilgi gösteremediğiniz eşinizden, çalışmak zorunda olduğunuz için oyun oynayamadığınız çocuğunuzdan, mailine cevap veremediğiniz müşterinizden ve daha bir sürü kişiden özür dilemek zorunda kalırsınız. İş ortaklarınıza özür notları yollar, en yakın zamanda toplantıya katılacağınızı söylersiniz. Komşunuza kek yapar, çocuklarınızı daha sessiz olmaları için uyaracağınızı söylersiniz. Akşam yemeğini telafi edeceğinizi söyler ve eşinizin gönlünü almak için uğraşırsınız. Etrafınızda düzeltmeniz gereken o kadar çok şey vardır ki bazen her şeyi bırakıp başınızı alıp gitmek istersiniz. Ama kendinizi toparladığınızda maratona kaldığınız yerden devam edersiniz.

İstemeseniz de Sık Sık Uyuyakalırsınız!

İstemeseniz de Sık Sık Uyuyakalırsınız!Aslına bakarsanız, bu dediğimi bütün anne-babalar anlayacaktır. Hani çocuğunuzu uyutmak için odaya gittiğinizde ilk uyuyakalan hep siz olursunuz ya! İçiniz geçtikten sonra bir bakarsınız ki yanınızda fal taşı gibi açılmış gözlerle size bakan uykusuz bir bebe vardır! Ya da “şu çocuk uyusun da işlerimi halledeyim” diye düşünürken çocukla birlikte siz de uyuyakalırsınız. Bir ağlama sesiyle uyandığınızda gün içindeki tek çalışma şansınızı da kaybettiğinizi anlamış olursunuz. Oysaki 2 saat uyumak yerine iş yapsaydınız akşam rahat bir nefes alabilecek, belki çocuğunuzla çok daha huzurlu bir şekilde vakit geçirebilecektiniz. Ne yazık ki evden çalışan anne-babalar bir zaman sonra şekerleme bağımlısı olur ve çocuklarının huzurlu koynunda uyuyakalırlar.

Evinizi Derli Toplu Görmek İmkansızdır!

Evinizi Derli Toplu Görmek İmkansızdır!Bir yanda yapmanız gereken işler, bir yanda ilgilenmeniz; yedirip, içirip, yıkamanız gereken çocuklar, bir yanda ilgi bekleyen bir eş, bir yanda bangır bangır televizyon sesi, bir yanda da ne iş yapması gerektiğini düşünen siz! Anlayacağınız, eviniz genellikle küçük bir savaş alanı halini almıştır. Ortalıkta koşturan çocuklar, ayağınıza takılan eşyalar, ocakta taşan yemek, koltuklarda yemek kalıntıları, yerlere dökülmüş meyve suları. Bu kadar işinizin içinde evinizi temizlemek sizin için bir hayalin ötesine geçemez. Eski derli toplu evinizi özler, bir daha ne zaman aynı manzarayı görebileceğinizi merak edersiniz. Hem yuvanızda hem içinizdeki karmaşıklıktan kurtulmayı diler, ama aynı rutine devam etmekten başka bir şey yapamazsınız.

Su Gibi Kahve İçersiniz!

Su Gibi Kahve İçersiniz!Çünkü çocuğunuz bütün gece uyumamıştır. Çünkü uykusuzluktan gözleriniz kapanmak üzeredir, ama her zamanki gibi sizin yapmanız gereken işleriniz vardır. Canlanmak ve enerji toplamak için ardı ardına fincanınızı doldurur, tam bir kahve bağımlısı olursunuz. Tabii, aşırı kafeinin insan vücudu üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden de nasibinizi alırsınız. Uyku düzeninizi bozar, var olan stres düzeyinizi arttırır, ellerinizin daha çok titremesine neden olur ve çarpıntınızı katlarsınız. Ancak uykusuzluğa direnmek sizin için bunların yanında çok daha önemli olduğu için, su gibi kahve içmeye devam edersiniz.

Eski Güzel Fotoğraflarınıza Özlemle Bakarsınız!

Eski Güzel Fotoğraflarınıza Özlemle Bakarsınız!Evde oturan anne-babaların karşılaşabileceği zorluklardan bir tanesi de budur. Sürekli evde olan ve bakım nedir unutan anne-babalar bir süre sonra kendilerini dünyanın en çirkin insanıymış gibi hissetmeye başlarlar. Pijama ve eşofmanları neredeyse üzerine yapışan, saçı sakalı birbirine giren, bazen duş almaya bile vakit bulamayan anne-babalar eski güzel fotoğraflarına bakıp iç çekmekten başka bir şey yapamazlar. Zaten yapsalar da evin içindeki koşturmaca neticesinde kısa sürede eski hallerine döner, güzel kıyafetlerini lekelerle mahvetmemek için üniformalaşmış eski pijamalarını giymeyi tercih ederler. İşte bu yüzden işe giden anne-babalara da kıskançlıkla bakar, içten içe onlar gibi giyinip süslenip evden çıkabilmeyi isterler.

Çocuklarla İlgilenmek Her Zaman Tartışma Konusudur!

Çocuklarla İlgilenmek Her Zaman Tartışma Konusudur!İster anne evde çalışsın ister baba, hiç fark etmez. Eşlerin arasındaki tartışma konularının başında çocuklarla ilgilenmek yer almaktadır. Dışarıda çalışıp akşam eve yorgun argın gelen ebeveyn biraz dinlenme hayalleri kurarken, evde çalışıp canı çıkan ebeveyn de aynı hayali kurmaktadır. Birbirlerini suçlamaya başlayan ve sıklıkla tartışılan bu konularda ortak bir noktaya genellikle varılamamaktadır. Evde çalışan ebeveyn, diğerine “zaten bütün gün dışarıdaydın, biraz çocuklarla ilgilen de işlerimi yapayım” derken, diğeri de “sanki ben dışarıda çalışmayıp yatıyordum” gibi cümlelerle kendini savunmaya geçer. Uzun lafın kısası, evden çalışan anne-babaların anlayabileceği en büyük problemlerden bir tanesi de kesinlikle bu sorunsaldır.

Duygu Karmaşaları İçinde Boğulursunuz!

Duygu Karmaşaları İçinde Boğulursunuz!Bazen eşinizi öldürmek ister bazen de böyle anlayışlı bir eşe sahip olduğunuz için minnettar hissedersiniz. Evet, evden çalışan anne-babaların anlayabileceği zorluklardan bir tanesi de budur. Örneğin, eşiniz bazen sizin yorgunluğunuza dayanarak bütün gece çocukla ilgilenerek uyumanızı sağlar. Sabah dinlenmiş olarak kalkıp, çocuğunuz ve eşinizi uyurken gördüğünüzde onları ne kadar çok sevdiğinizi düşünür ve eşinizin anlayışı için ona teşekkür edersiniz. Ama bazen de dünyanın en ilgisiz ve en anlayışsızı olarak düşündüğünüz partnerinizi bir kaşık suda boğmak istersiniz. Gece bebek ağladığında “oğlun, kızın ağlıyor” diye sizi uyandırıp, kendi uykusuna devam eden eşiniz gerçekten bunu hak etmektedir. Siz yemek hazırlayıp, bir yandan çocuğunuzu oyalamaya çalışırken; koltuğun karşısında uzanmış telefonuyla oynayan adamı ya da kadını boğmamak gerçekten elde olan bir şey değildir.

Evet, en başta yönelttiğim soruyu şimdi tekrar soruyorum. Evden çalışan anne-baba olmaya ne gözle bakıyorsunuz? Hem 24 saat boyunca çocuğuyla birlikte olmayı hem para kazanmayı hem diğer işlerin altından kalkmayı başaran bu insanlar sizce de büyük bir alkışı hak etmiyorlar mı? Doğrusu ben, dünyanın en zor işlerinden biri olan anne-babalığın bir adım ötesine geçmiş bu başarılı kişilerin önünde eğilmekten başka bir şey düşünemiyorum. Peki, ya sizin fikriniz nedir? Ya da evden çalışan sevgili anne-babalar, yukarıdaki listeye eklemek istediğiniz bir madde var mı?

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar