Öz Güveni Yüksek Çocuklar Yetiştirmek için 12 Öneri


84 paylaşım
  Nesrin Bayraktar

Çocuğunuzun başarılı olmasını istersiniz öyle değil mi? Onların tuttuğunu koparan bireyler olmalarını, zorluklar karşısında dik durmaya devam edebilmelerini, yeterince büyüyüp iş, okul ya da evlilik nedeniyle yanınızdan ayrıldıklarında sizsiz de ayakta durabildiklerini görmek istersiniz. Elbette, istersiniz. Hangi anne baba bunu istemez ki? Hangi ebeveyn en değerli varlığının tek başına hiçbir şey yapamayan bir çocuk olsun ister? Hangi evlat sahibi çocuğunun bir kenarda pısıp kalmış sindirilmiş bir birey olmasını ister? Sonuçta aklı başında olan hiçbir anne baba çocuğunun başarısız olmasını, hakkını arayamayacak kadar cesaretsiz olmasını ve doğal olarak da mutsuz hissetmemesini istemez. İşte tam da bu nedenledir ki anne babaların en çok dikkat etmesi gereken konulardan bir tanesi de öz güven ve bu duygunun nasıl olup da çocuğa en iyi şekilde kazandırabileceğidir.

İnceleyebilirsiniz:
Başarılı Çocuk Yetiştiren Ailelerin Ortak Özellikleri

Hani evde kendini çok iyi ifade edebilen, gayet rahat bir biçimde iletişim kurabilen; ama dışarıda sessiz olan çocuklar vardır ya! Ailesinin yanındayken hiçbir şeyden korkmayan; ama bir başına kaldıkları zaman ancak fısıldar gibi konuşabilen, arkadaş ortamlarına giremeyen ve öyle bir kenardan yaşıtlarını izleyen çocuklar! İşte o çocukların çoğunun öz güvenleri yeterince gelişmemiş olanlardır. Aileleri farkında olmadan çocuklarını yanlış yönlendirmiş ve evde aslan kesilen çocuklarının dışarıda varlığıyla yokluğu bir kişiler olmalarına katkı sağlamışlardır. Derslere katılmayan, eğitim hayatında kendini ifade etmekte zorlanan ve en iyi olduğu konularda bile hep bir adım geride duran çocuklar işte bu eksiklikleri yüzünden de ne yazık ki geleceğin başarısızları arasında olacaklardır. Bunun için de öz güveni yüksek çocuklar yetiştirmek, doğru çocuk yetiştirmek için göz ardı edilmemesi gereken noktalar arasındadır.

Peki, öz güveni yüksek çocuk yetiştirirken nelere dikkat etmek lazım? Kişiliğin gelişmesinde en önemli yapı taşlarından biri olan öz güven duygusunu çocuklara kazandırmak için nelere dikkat edilmeli? Bu konuda çocuğunuza nasıl rehberlik edeceğinizi doğru olarak biliyor musunuz? Onun geleceğinin ne yönde ilerleyeceğine büyük oranda etkisi olan öz güven konusunu hallettiğinizden emin misiniz? Her cümlenizin, evdeki her hareketinizin, ona karşı takındığınız her tavrın çocuğunuz üzerinde silinmeyecek izler bıraktığının farkında mısınız? Bu sorularda ufacık bir tereddüt bile yaşamanız, çocuğunuzun gelişimi konusunda hatalı olabileceğiniz anlamına geliyor. Sonuçta; onun kendine güvenen başarılı bireylerden biri olmasını istiyorsanız, aşağıdaki önerileri mutlaka dikkate almalısınız. Çünkü bugün hem hatalı davrandığınız noktaları görmenizi sağlayacak hem de öz güveni yüksek çocuklar yetiştirmek için yapılacak konular üzerinde duracağız. İşte bu nedenle, lütfen aşağıdaki önerileri çocuğunuza yaklaşımınızı düşünerek dikkatlice okuyun.

Öz Güvenin Doğumdan İtibaren Gelişmeye Başladığını Unutmayın!

Öz Güvenin Doğumdan İtibaren Gelişmeye Başladığını Unutmayın!Çocuğunuzun öz güvenin gelişmesi için ona doğduğu andan itibaren bilinçli bir şekilde yaklaşmanız gerektiğini bilmelisiniz. İşte bu noktada da aslında en büyük iş anneye düşüyor. Çünkü öz güven duygusunun temelleri ilk olarak anne-bebek arasındaki iletişim esnasında atılmaya başlıyor. Bebeğin kendini sadece ağlayarak ifade edebildiği bu dönemde annenin çocuğuna karşı yaklaşımı onun öz güveninin gelişmesinde tahmin edemeyeceğiniz kadar çok etkili oluyor. Annenin bebeğinin ihtiyaçlarına tam ve doğru bir şekilde cevap vermesi, bu nedenden dolayı çok önemli.

Bebeğin kendini fark etmeye başladığı süreçte de onun tek başına bir şeyler yapabilmesinin desteklenmesi gerekiyor. Yemeğini tek başına yemek isteyen, eşyalara dokunarak tanımak isteyen bebekleri özgür bırakmak ve onların öz güven gelişiminde hatalı davranmamak lazım. Üzerine döküp saçacak korkusuyla bebeğinizin kaşık tutmasına bile izin vermez ve adımlarını tek başına atabilmesi için onu yüreklendirmezseniz, bebeğin bilinçaltında tek başına bir şey yapamama gibi etkiler yaratırsınız. İşte bu nedenle onun bebek olmasının hiçbir şeyden haberi olmaması, yaptıklarınızın üzerinde etki yaratmayacağı gibi anlamlar ifade ettiğini düşünmek gibi bir hata yapmamalısınız. Sizden gördüğü her şeyden bir anlam çıkartan bebekler ve küçük yaştaki çocuklarınıza bu nedenle düzgün bir şekilde yaklaşmalısınız.

Çocuğunuzu İyi Tanıdığınızdan Emin Olun!

Çocuğunuzu İyi Tanıdığınızdan Emin Olun!İlk doğduğu andan itibaren onu tanımak için uğraşın. Yeteneklerini, ilgi alanlarını, tahammülsüzlüklerini öğrenmek için çabalayın. Çünkü çocuğunuzu yeterince tanımıyorsanız, ona öz güvenini geliştirme konusunda çok fazla yardım edemezsiniz. Hatta çoğunlukla yanlış yönlendirmeler yapar ve çocuğunuzun dış dünyaya açılması için uğraşırken onun daha da fazla çekingen biri olmasına neden olursunuz. İşte bu durumun önüne geçmek için de çocuğunuzun sizden ne beklediğini anlamanız, ihtiyaçlarını bilmeniz ve gereksinimlerine nasıl cevap vereceğiniz hususunda doğru karar vermeniz gerekiyor. Zayıf oldukları alanlarda onları desteklemek ve güçlü olduğu yönleri daha çok ortaya çıkartmak konusunda başarılı olmak için kesinlikle çocuğunuzu tanımalısınız. Sonuçta; onu desteklemez ve yeterince iyi olmadığını yüzüne vurursanız, çocuğunuz da kendisine inanmayacak ve bu inançsızlık büyük ihtimalle hayatı boyunca devam edecektir. Nitekim siz böyle bir şey olmasını kesinlikle istemiyorsunuz, öyle değil mi?

Öz Güveninin Gelişmesi için Ona Sürekli Destek Verin!

Öz Güveninin Gelişmesi için Ona Sürekli Destek Verin!Çocuğunuzun başarılı olduğu konuları biliyor musunuz? Yani belki siz içten içe çocuğunuzun hiç size benzemediğini ve çok yeteneksiz olduğunu zannediyorsunuzdur, ama durumun gerçekten böyle olduğundan emin misiniz? Evet, ne yazık ki çocuğunun iyi olduğu konuları göremeyen çok fazla aile var. Onlarla yeterince ilgilenmedikleri ve ilgi alanlarını bilmedikleri için çocuklarının nerelerde başarılı olabileceğini bilmeyen ebeveynler, doğal olarak onların öz güven gelişimi konusunda da negatif etki yaratıyorlar.

Oysaki yapılması gereken şey çocuğun güçlü yönlerinin farkına varmak ve onun bunları geliştirme sürecinde çocuğa sürekli destek vermektir. Tabii, bunu yaparken kendi isteklerinizi plana dahil etmek gibi bir hata da yapmamalısınız. Mesela; siz bir müzik aşığısınız diye onun da müziğe yönlenmesi gerektiğini düşünmemeli, spor alanında yetenekli çocuğunuza kendini kanıtlaması için şans vermelisiniz. İşte tüm bunları yapabilmek için de onun farklı farklı alanlarda deneyim kazanmasını sağlamalı, hangi konularda iyi hangi konularda yetersiz kaldığını gözlemleyerek, bu sonuçlara göre onun kendini keşfetmesine yardımcı olmalısınız.

Sorumluluk Duygusunun Gelişmesini Sağlayın!

Sorumluluk Duygusunun Gelişmesini Sağlayın!Kendine güvenen çocuklar yetiştirmek istiyorsanız, yapmanız gereken bir diğer şey de ona sorumluluk almayı öğretmek! Küçük yaşlardan itibaren çocuğunuza uygun görevler vererek ona bu süreçte yardımcı olabilirsiniz. Sorumluluklarını yerine getirmesi için onu cesaretlendirmeli, takdir etmeli ve hatalı olduğu konularda ona nerede yanlış yaptığını anlaması için doğru yolu göstermeyi bilmelisiniz. Mesela; balığa yem verme sorumluluğunu üstlenmiş çocuğunuz, bu görevini yerine getirmezse karşılaşabileceği sonuçları yaşına uygun bir dille ona izah etmelisiniz. Oyuncaklarını toplama, ödevlerini yapma gibi ufak tefek işlerle onun da ailede bir yeri olduğunu hatırlatmalı, ileride sorumsuz bir birey olmaması için küçük yaşta onu eğitmelisiniz. Zira çocuğunuza sorumluluk bilinci kazandırmak onun öz güven duygusunun gelişimi ve kendini yeterli hissetmesi için fazlasıyla önemlidir.

Onun Farklı Topluluklar İçinde Yer Almasına Fırsat Tanıyın!

Onun Farklı Topluluklar İçinde Yer Almasına Fırsat Tanıyın!Onun sadece sizin yanınızdayken değil başkalarının yanındayken de kendine güvenmesini ve kendini rahatlıkla ifade edebilmesini istiyorsanız, bunu kesinlikle yapmalısınız. Yani onun farklı gruplar içinde yer alması, değişik topluluklara girmesi ve sosyal aktivitelere katılması için fırsat yaratmalısınız. Bunun için isteksiz olsa bile küçük adımlarla onun öz güvenini geliştirebileceği bu tarz aktivitelerde yer alması için teşvik etmelisiniz. Mesela; ilgisinin olduğu bir alanda kursa gitmesini istiyorsunuz, ama çocuğunuz bu konuya pek de sıcak yaklaşmıyor diyelim. Onunla inatlaşmak, üzerinde baskı kurmak yerine düzgün bir dille onu ikna etmeye çalışmalı; o kursa gittiği takdirde ne kadar eğleneceği, ne kadar çok yeni arkadaş edinebileceği gibi konuların üzerinde durarak onu yüreklendirmelisiniz.

Eğer hala gitmek istemediğini söylüyorsa, konunun üzerine gitmemeli, nasıl isterse öyle olacağını söylemeli ve kendini hazır hissedene kadar onu cesaretlendirmeye devam etmelisiniz. Sonuçta; çocuğunuzun verdiği kararlarda ona karşı ne kadar saygılı davrandığınız da öz güven gelişiminde etkilidir. Şayet ona hiç istemediği bir şeyi zorla yapmaya çalışırsanız, çocuğunuz öz benliğini geliştiremeyen ve ne yazık ki tek başına karar almakta her zaman zorlanacak bir birey olur. İşte tüm bunları aklınızdan çıkarmayarak, çocuğunuzu farklı gruplar içinde yer almaya teşvik eder, bu konuda baskıcı anne-baba trolünü oynamaz ve bilinçli davranırsanız, işte o zaman doğru adımları atmış olursunuz.

Ona Sizin Bir Uzantınızmış Gibi Yaklaşmayın!

Ona Sizin Bir Uzantınızmış Gibi Yaklaşmayın!Çoğu anne babanın yaptığı bu hatadan kesinlikle uzak durmalısınız. Onun kendine güvenen başarılı ve mutlu bir birey olmasını istiyorsanız çocuğunuza sizin bir uzantınızmış gibi yaklaşmamalı, onun hakkında her şeyi bilirmişsiniz gibi çocuğunuzun yerine karar vermemelisiniz. Çünkü bu şekilde davranmanız ona hiçbir yönden katkı sağlamayacaktır. Aksine ona zarar verecek, öz güven duygusunun gelişmemesine neden olacaktır. Evet, anne babalar bazen çocuklarına duydukları sevginin dozunu ayarlamamakta ve onlara karşı bencilce yaklaşmaktadır. İşte bu durum da aynı olayın eseridir.

Aslında ebeveynler içten içe çocuklarının onlarla aynı bakış açısına sahip olmasını, aynı şeyleri sevip aynı şeylerden nefret etmelerini isterler. Ama işte burada büyük bir hata yapılmaktadır. Çocuklar anne-babanın genlerinin birleşimiyle meydana gelmiş olabilirler; ama bu onlara tıpatıp benzeyecekleri, benzemek zorunda oldukları anlamına gelmez. İşte ailelerin bu gerçeğin farkına varması gerekmektedir. Sonuçta; onun siz olmadığını anlamalı, düşüncelerinin ve isteklerinin sizden çok farklı olabileceğini kabullenmelisiniz. Ona sürekli kendi doğrularınızı kabul ettirmeye ve kişiliğini bir oyun hamuru gibi şekilden şekle sokmaya çalışırsanız, ileride onun başarısızlığına şahit olmanız kuvvetle muhtemeldir.

Onu Anladığınızı Gösterin!

Onu Anladığınızı Gösterin!Çocuğunuzun öz güven gelişimi konusunda dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da onu anladığınızı göstermek. Bunun için de onu dinlemeyi öğrenmelisiniz. Çünkü çocuklar anne-babaları tarafından dinlenmediklerinde doğal olarak kendilerini değersiz hisseder ve ya hırçınlıkları ya da suskunluklarıyla bunu yansıtmaya çalışırlar. Çok öfkeli ya da çok içe kapanık çocuklara baktığınızda genellikle ailelerinin onları yeterince dinlemediğini görürsünüz. Kısa cevaplar ve umursamaz tavırlarla çocuklarına yaklaşan bu aileler, ne yazık ki onların gelişimleri üzerinde geri dönüşü olmayan etkiler yaratırlar. İşte siz bu gerçeklere dikkat ederek, çocuğunuza onu anladığınızı göstermelisiniz.

Mesela; saat çok geç olmasına rağmen hala uyumak istemeyen bir çocuğunuz var. Burada onun üzerinde baskı kurmaya çalışmak yerine yapmanız gereken şey, onu anladığınızı göstermektir. “Tamam, uyumak yerine şunu şunu (artık istediği şey her ne ise) yapmak istiyorsun. Ama sağlıklı bir çocuk olarak büyümen için vaktinde uyuman gerekiyor ve senin sağlığın bozulursa ben çok üzülürüm. Hem yapmak istediğin şeyi yarın birlikte daha eğlenceli bir şekilde yapabiliriz.” Gibi cümlelerle onu anladığınızı göstermelisiniz. Bunun için çocuğunuzun yaşına uygun cümleler kullanmalı, onun için ikna edici olabilecek örneklerle söylediklerinizi desteklemelisiniz. Ama asla ve asla çocuğunuza “seni anlamıyorum, sen nasıl bir çocuksun” biçiminde yaklaşmamalısınız.

Başka Çocuklarla Kıyaslama Yapmayın!

Başka Çocuklarla Kıyaslama Yapmayın!Çocuğunuzun kendine güvenen bir birey olmasını istiyorsanız dikkat etmeniz gereken konulardan bir tanesi de bu! Diğer bir deyişle, kulak vermeniz gereken bir diğer önemli öneri de onu başka çocuklarla kıyaslamamanız. Çünkü böyle bir yaklaşım çocuğunuzda değersizlik, başarısızlık, yetersizlik, suçluluk gibi duyguların oluşmasına neden olacaktır. “Bak, arkadaşın derslerinin hepsinden geçmiş, bak o nasıl piyano çalıyor, bak o annesinin sözünü nasıl dinliyor” gibi kıyaslama cümleleriyle çocuğunuzun öz güvenini sarsmamalı, onun tertemiz zihnine kıyaslama kavramını yerleştirmemelisiniz.

Bunun yerine çocuğunuzun yeteneklerini tanımalı, iyi olduğu konularda onu takdir etmeli, yetersiz hissettiği alanlarda ise eksikliklerini kapatmasına yardım etmelisiniz. Onun kendine güvenmesi için çocuğunuza doğru bir şekilde yaklaşmalı, kıyaslama yapmaktan şiddetle kaçınmalısınız. Mesela, arkadaşınızın çocuğu matematikten hep yüksek not alıyor diye kendi çocuğunuzdan da aynı şeyi beklememelisiniz. Bunun için de en başta dediğim gibi çocuğunuzun yeteneklerini tanımaya gerçekten özen göstermelisiniz. Uzun lafın kısası; çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslayarak onu başarıya değil de başarısızlığa yönlendireceğinizi ve ayrıca onda utanç duyma, kıskanma, yetersiz hissetme gibi olumsuz duygularla tanışmaya neden olacağınızı bilmelisiniz.

Onunla Oyun Oynayın!

Onunla Oyun Oynayın!Aslına bakarsanız, çocuğunuzun öz güvenini geliştirmek için kullanabileceğiniz en mantıklı ve aynı zamanda en eğlenceli yollardan bir tanesi de onunla oyun oynamaktır. Çünkü çocuğunuzun kendisini en iyi ifade edebildiği zamanlar, oyun zamanlarıdır. Yani çocuğunuzun niteliklerini onunla oynayacağınız basit oyunları düşünerek rahatlıkla anlayabilirsiniz. Hem kaliteli vakit geçirebileceğiniz hem de çocuğunuzun davranışlarını takip edebileceğini oyunlar sayesinde onun öz güven gelişimine büyük oranda yardım etmiş olursunuz. Bunların yanı sıra daha pek çok farklı nedenden dolayı çocukla çocuk olmayı öğrenmelisiniz. Bu şekilde ona sevildiğini hissettirir, mutlu olmasını sağlar, oyun oynarken rahatlayacağı için kendini daha iyi ifade edebilmesine ortam yaratır ve aslında söylemeyi isteyip de söyleyemediği birçok şeyi anlama şansı elde edebilirsiniz. Tüm bu nedenleri hesaba katmalı ve sizden ilgi bekleyen çocuğunuzla oyun oynamayı ihmal etmemelisiniz.

Söylediklerinizle Yaptıklarınız Arasında Çelişki Olmamasına Dikkat Edin!

Söylediklerinizle Yaptıklarınız Arasında Çelişki Olmamasına Dikkat Edin!Öz güveni yüksek çocuklar yetiştirmek için dikkate almanız gereken bir diğer öneri de söylediklerinizle yaptıklarınız arasında çelişki olmaması! Yani çocuğunuza bir öğüt veriyorsanız, siz de aynı doğrultuda davranışlar sergilemelisiniz. Yoksa hem ona kötü örnek olur hem de güven duygusunu zedelerseniz. Yapmanız gereken şey ağzınızdan çıkanlarla yaptıklarınız arasında zıtlık olmamasına dikkat etmek. Mesela; çocuğunuza dedikodu yapmanın kötü bir şey olduğunu söyleyip, sonra komşunuz ya da iş arkadaşınız hakkında atıp tutmamalısınız. Aynı şekilde ona kendine inanmasını söyleyip, karşılaştığınız bir zorluk karşısında yenilgiyi kabul etmemelisiniz. Bunlar gibi daha pek çok davranışınızla çocuğunuza örnek olursunuz. Onun kendine güvenmesini gerçekten istiyorsanız, önce sizin bir öz güven sorununuz olup olmadığına karar vermeli, eğer ortada çözülmesi gereken bir problem varsa öncelikle bunların üstesinden gelmelisiniz. Zira bir çocuğun öz güveninin yüksek olabilmesi için anne babasının da kendine güvenen kişiler olması gerekmektedir.

Hem Sevgi Sözcüklerinizi Hem de Uyarı Cümlelerinizi Akıllıca Seçin!

Hem Sevgi Sözcüklerinizi Hem de Uyarı Cümlelerinizi Akıllıca Seçin!Çocuğunuzun başarıları karşısında nasıl davranmanız gerektiğine akıllıca karar vermelisiniz. Onu doğru bir şekilde takdir etmeyi öğrenmeli ve çabaları için ona teşekkür etmeyi bilmelisiniz. Mesela; çocuğunuz bir hata yaptı diyelim. Böyle bir durumda ne olaya karşı tepkisiz kalmalı ne sert bir dille çocuğunuzu uyarmalısınız. Yapmanız gereken şey, çocuğunuzun neden hata yaptığını anlamasını sağlamak, onun bu davranışıyla nereye varmak istediğini öğrenmeye çalışmak ve hatasının sonuçlarını görmesine yardımcı olmaktır. Diğer bir deyişle; hatasını yüzüne vurmak yerine, onun yaptığı yanlışlardan ders almasını sağlamalısınız. Aksi takdirde çocuğunuza “tühh, ne yaptın, hiçbir işi beceremiyorsun, bakalım babana ne cevap vereceksin” gibi gibi suçlayıcı cümlelerle yaklaşırsanız, onun öz güvenini zedelemiş olursunuz.

İşte bu yüzden, onu överken de uyarırken de cümlelerinizi doğru seçmeli ve kendinizi onun yerine koyarak hareket etmelisiniz. Şayet çocuğunuz yapmış olduğu bir yanlışı size söylemekten çekiniyor ve bunu saklamaya çalışıyorsa, büyük ihtimalle vereceğiniz tepkilerden korkuyordur. Ki bu da çocuğunuza karşı hatalı davranmışsınız demektir. Ya da çocuğunuzun yaptığı bir yanlıştan hiçbir şekilde ders almaması, onu defalarca tekrarlamaktan çekinmemesi de aynı şekilde sizden kaynaklanmaktadır. İşte bu nedenle, çocuğunuzun öz güven gelişimini önemsiyorsanız, ona ne sürekli övmeli ne de sürekli yermelisiniz. Her ikisini de uygun dil ve uygun yöntemle yapmalı, ödülün de uyarının da dozunu aşmamaya dikkat etmelisiniz.

Eli Ayağı Olmaktan Vazgeçin!

Eli Ayağı Olmaktan Vazgeçin!“Anne suuu, baba para, abla ödevimi yap, baba acıktım, üstüme yemek döktüm…” Bütün çocukların kullandığı cümlelerdir bunlar! Hiç bitmeyen istekleri, hiç azalmayan beklentileri vardır. Olmalıdır da! Ancak onların isteklerini nasıl cevaplandıracağınız tamamen size bağlıdır. Nitekim bu cevaplarınız onun ilerideki başarısı üzerinde etkili olacak faktörlerdir. Yani her istediğini yapar, çocuğunuza kıyamadığınız için onun eli ayağı olur, dünya onun etrafında dönüyormuş gibi davranırsanız; çocuğunuza iyilik değil de kötülük etmiş olacağınızı bilmelisiniz. Kaldı ki ülkemizde çocuğunu bu şekilde yetiştiren çok sayıda ebeveyn var. Her düştüğünde onu kaldıran, ama bu şekilde çocuğunun tek başına ayağa kalkabilmeyi becerebilmesini engellemiş olan sayısız anne baba var.

İşte bu anne babalar da her istediği ayağına gelen, kocaman çocuk olmasına rağmen tek başına suyunu bile dolduramayan, üstünü değiştiremeyen, ödevini yapamayan çocuklar yetiştiriyorlar. Sevginin dozunu kaçıran bu anne babalar ne yazık ki ebeveynliğin böyle bir şey olduğunu zannediyorlar. Bu davranışlarının onların gelişimi üzerinde ne kadar olumsuz etki yaratabileceğini görmüyor ve öz güveni gelişmemiş bağımlı çocuklar yetiştiriyorlar. Oysaki yapılması gereken şey, çocuğun her isteğini yerine getirmek değil, o isteğine nasıl ulaşacağını göstermektir. Yani çocuğunuz sizden su istediğinde ona su vermeyin, bunun yerine ona tek başına da suyunu doldurabileceğini öğretin. Ödevini yapamadığında oturup onun yerine yapmayın, önce çocuğunuza o problemi nasıl çözebileceği üzerine düşündürün, sonra cevabı hala bulamadıysa ona neyi nasıl yapması gerektiğini anlatın. Ama asla onun yerine siz yapmayın!

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar