Neden Süpermarketlerde Daha Çok Para Harcıyoruz?


92 paylaşım
  Aysun Bayhan

Süpermarketlerin büyülü dünyasından etkilenmeyen var mı? Geniş ve özel bir zamana yayılan alışverişler, rengarenk ambalajlar, tepesine kadar dolu market arabaları, anonsla gelen indirim rüzgarı… Tüm bunlarla bir süpermarket gününde karşılaşırız. Peki, kasa önünde telaşlı bekleyiş sırasında hissettikleriniz neler? Poşetlerinizi eve taşırken “yine çok şey almışım” dediğiniz oluyor mu?

Süpermarketler, inanılmaz stratejilerin uygulandığı yerlerdir. Markete tek yönlü açılan kapıdan adımınızı attığınız an, her şey o kadar planlı işler ki; kasaya geldiğinizde ancak iyi bir stratejinin kurbanı olduğunuzu anlarsınız. Yeri gelmişken hemen söyleyelim; o kapıların tek yönlü açılmasının da bir nedeni var. Bu tek yönlü geçişe imkan veren kapıdan geçip, çıkmaya karar verdiğinizde sizi cezbedecek bir sürü ürünü geçerek çıkış kapısına ulaşmanız gerekiyor. Tabi bu cezbedici ürünleri bir kere gördüğünüz için önce kasaya uğrayıp geçmelisiniz. Çünkü bir şey almayı düşünmeseniz bile gözünüzün kolayca takılıp sizi almaya itecek ürünleri görmüş olacaksınız ve dayanamayıp alacaksınız.

Süpermarkette Neden Fazla Para Harcarız?Bilinen en büyük manipülatörler, kesinlikle süpermarketlerdir. Tüketicilerin tam da almak isteyeceği ve daha çok para harcamasını sağlayacak şekilde işlerler. Kullandıkları psikolojik teknik ise gerçekten takdire şayandır. Ayrıca bu tekniğin işe yaradığı da ortadadır. Marketin tasarımından reyonlarına, ürün diziliminden atmosferine kadar her şey sizin daha çok harcamanız için el birliğiyle çalışmaktadır. Bu nedenle eğer market alışverişinizi belli bir bütçeyle yapmanız gerekiyorsa, birazdan anlatacaklarıma kulak vermenizi öneririm.

Evinizin eksiklerini almak için bir koşu markete gidemezsiniz ve uzun soluklu bir koşu olacağından emin olabilirsiniz. Çünkü kumarhanelerde olduğu gibi süpermarketlerde de zamanın nasıl geçtiğini anlayamazsınız. Pencere veya herhangi bir saat kavramının olmaması; üstelik birbirinden renkli ürünün olması nedeniyle saatlerinizi su gibi harcarsınız. O yüzden “bir koşu marketten alırım” diye kandırmayın, kandırılmayın.

Süpermarkete adımınızı attığınız an çıkmanız pek de kolay değildir. Çıkmak isteseniz bile size, çıkışa kadar eşlik edecek birbirinden cazip ürün vardır ve kendinizi tutamayacaksınız. Müzik, ışıklandırma, ürün tanıtım stantları gibi birçok şey de sizi içeride tutmakla görevlidir. İlginizi çekecek birbirinden marifetli ürünler, size para harcatmak için kendini gösterecektir.

Markete attığınız ilk adımda sizi parlak renkleriyle meyve – sebze reyonu karşılayacaktır. Hele bir de açsanız, kokuları ve renkleri ile tüm albenilerini sunacaklardır. Ardından kokusunu aldığınız diğer reyon fırın olacaktır. Dumanı tüten ekmek çeşitlerini ve mis gibi kokan kurabiyeleri göreceksiniz. Bu iki alanı birbirine bağlayan noktada ise muhtemelen yolunuzu renklendiren çiçekleri göreceksiniz. Tüm bu giriş seremonisinin nedeni ise ortamı sağlıklı, doğal ve taze algılamanız içindir.

Süpermarket Meyve - Sebze ReyonuMeyve – sebze reyonuyla ilgili bilmeniz gereken bir diğer nokta ise ürünleri en iyi şekilde görmeniz için tasarlanan ışık ve sulama makineleridir. Ürünlerin rengini daha da canlı gösterecek ışıklar ve dalından yeni koparılmış hissi yaratan çiğ taneleri için otomatik su sıkan makineler. Tüm bunlar ürünleri daha albenili gösterir ve tam bir aldatmacadır. Aynı zamanda ürünlerin normalden daha hızlı bozulmasına neden olur.

Süpermarketlerde daha fazla para harcamanıza neden olan bir diğer konu, içeride mümkün oldukça çok vakit geçirmeniz ve dolanmanızdır. Girişte sizi karşılayan fırın ve manav reyonu ile başınız döndükten sonra, hemen her alışveriş listesinde yer alabilecek süt ürünleri, girişe oldukça uzak bir reyonda bulunur. Bu reyona ulaşmak için geçtiğiniz ürünlerse, bir kere aklınıza tüm cazibesiyle girmiştir. Bu yüzden de en popüler ürünler, süpermarketlerin orta kısmında yer alıyor. En kararlı müşteriler bile bu kısma geldiğinde mutlaka bir göz atıyor. Hatta özellikle erkeklerin doğrudan ihtiyacı olan ürüne gittikten sonra aynı yoldan geri dönüp bu popüler ürünlere geldiği biliniyor. Buna da bumerang etkisi adı veriliyor.

Rafların dizilimi ise ayrı bir psikolojik tuzaktır. En pahalı ürünleri tam göz hizanızda görürken, alternatif ve nitekim daha uygun fiyatlı ürünleri, alt raflarda buluyorsunuz. Almak için de eğilmeniz gerekiyor. Aynı şekilde çocukların ilgisini çekecek ürünler de tam onların göz hizasına göre yapılıyor ve biliyorsunuz ki; almadığınız zaman sizi markette zor durumda bırakacaklar. Ürünlerin ambalajları ise çocuğunuzun dikkatini çekmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Süpermarket Raf DizilimiBilmeniz gerekiyor ki; şirketler markette ürünlerinin tam dikkat çekecekleri yerlere konumlandırılması için büyük paralar ödüyorlar. İçgüdüsel olarak satın alma yapılan sıcak noktalar belirleniyor ve şirketler ürünlerini tam da buralarda görmek istiyor. Yapılan araştırmalara göre reyonun en ucundaki ürünler diğer yerlerde bulunan ürünlere göre 8 kat daha hızlı satılıyor. Bu da sizin reyonların uç noktalarına odaklandığınızı ortaya koyuyor.

Gelelim alışveriş arabalarına! 1937 yılında Sylvan Goldman tarafından icat edilen alışveriş arabaları, zaten daha fazla para harcamanız için tasarlandı. Arabaların boyutları günümüzde büyüdü; amaçları ise aynı kaldı. Yapılan araştırmalar, market arabalarının boyutu büyüdüğü zaman müşteriler, % 40 oranında daha fazla ürün alıyorlar.

Sanırım fonda dikkatinizi çekecek ve eşlik edeceğiniz şarkıları çalmayan bir market de görmemişsinizdir. Müzik ve müşteriler ile ilgili 1982 yılında yapılan oldukça ünlü bir araştırma bulunuyor. Bu araştırmaya göre müzik çalan süpermarketlerde, insanlar alışverişe % 34 daha fazla zaman ayırıyor ve satışlar da buna eşdeğer bir şekilde artış gösteriyor.

Marketlerde ne kadar uzun zaman geçirirseniz, o kadar çok ürün görürsünüz ve satın almak istersiniz. Adeta hipnotize olmuş gibi kendinizi bir reyondan diğerine geçerken bulursunuz. Zaten normal bir markette bile ortalama 44 bin ürün oluyor ve daha fazla çeşit ürün seçeneğiniz oluyor. Seçeneklerin çok olması da, aşırı bilgi yüklemesine neden oluyor. Beyin taraması yapılarak gerçekleştirilen bir araştırmada, yüksek karar verme talebi insanlara fazla geliyor ve bu nedenle mantıklı karar verme mekanizması devre dışı kalarak duygusal bir alışverişe başlıyorsunuz. Sonucunda ise tepesine kadar dolmuş bir market arabasıyla alışverişinizi sonlandırıyorsunuz. Peki, market arabasındaki her ürün, ihtiyacınız olan ürünler mi? Elbette değil, çünkü bir market arabasında asla almayı düşünmediğiniz % 50’ye yakın ürün oluyor.

Süpermarketlerin bu tuzaklarına düşmemek için sizlerle paylaştığımız bu bilgileri aklınızdan çıkarmayın. Alışverişe çıkmadan önce mutlaka liste yapın ve bu listeye bağlı kalmak için yanınıza ürünlere yetecek kadar para alın. Market alışverişinizi dar bir zamana sıkıştırın ve böylece fazla oyalanmayın. Sık sık alışverişe gitmek yerine 15 gün veya ayda 1 alışverişe çıkın. Son olarak karnınız tokken alışveriş yapın.

Habere Kim Ne Dedi?

0       1

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar