“Ne?” Diye Kaldığımız Anlar


89 paylaşım
  Onur Körükcü

Hepimizin hayatında bir nokta vardır veya öyle bir an gelir ki yalnızca ne? diyebiliriz. Hayat bu, her gün ne ile karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Sevindirici veya üzücü olsun, her an her şey olabiliyor. Önemli olan, bu zamanlarda ne yapacağımızdır. Kimi insan bu anları gayet güzel ve ılımlı karşılamasını bilirken, kimisi ise ne yapacağını şaşırır. Asıl yapmamız gereken ise; ne olursa olsun mümkün oldukça sakin kalmaktır.

Başımıza neler gelebileceğini biz seçmiyoruz. Eğer öyle bir şansımız olsaydı zaten, çok farklı şekilde yaşardık hayatımızı. Ancak bazen öyle bir an gelir ki tek diyebileceğimiz şey “kader” oluverir. İşte, okader’ kelimesine kendinizi çok alıştırmayın. Her insan kendi yaptıklarıyla belirler hayatını. Önümüze farklı seçenekler sunulur ve biz o anlarda en doğrusunu seçmeye çalışırız. Sonrasında başımıza gelecek şeylere “kader” demek olmaz. Çünkü onu, ‘kader’ noktasına getiren biziz. Çoğu şey, bizim tercihlerimiz doğrultusunda gelişiyor. O yüzden, hayatta yapacağımız şeyleri iyi seçmeliyiz.

Gelelim konumuza, işte hepimizin “ne” diye kaldığı anlar:

  • Ayrılmak istiyorum: Düşünsenize sevdiğiniz, belki bunu okurken yanınızda olan insan, hiç beklemediğiniz bir anda “ayrılmak istiyorum” diyor. Allah düşman başına vermesin.
  • Arabanın aküsünün bitmesi: Şimdi bu genelde, sürücü hatasından kaynaklı oluyor. Ne demişler; her koyun kendi bacağından asılır. Öyle bir hata yapıyorsanız eğer… Mecburen katlanacaksınız.
  • Kovuldun: Çok seviyorsunuz, işinize aşıksınız, her şeyinizi o iş üstüne kurmuşsunuz. Ancak bir bakıyorsunuz firma küçülmeye gidiyor ve işten ilk çıkarılan insanlardan bir tanesisiniz. Nasıl hakaret edeceğinizi şaşırırsınız.
  • Hamileyim: Evli çiftler için hoş gözükebilir. Ama onların arasında bile hazır olmayanlar var. Peki gençler ne yapsın? Sağlık dersini iyi dinlemeyip boş anlarına denk gelen arkadaşlar da var, yok değil. Onlar için söyleyebileceğim tek şey “Ella”.
  • Piyangoyu kazandın: Türkiye’de milyonda birden bile düşük bir ihtimal olmasına karşın, olur da başınıza öyle bir talih kuşu konarsa, beni lütfen unutmayın. Sonuçta ben de uzaktan akrabanız sayılırım.
  • İnternet paketim bitti: Ne demek bitti? E ben arkadaşlarıma nasıl haber vereceğim? 2 saat boyunca, otobüste ne yapacağım? İnternetsizlik zor. Bir kişiden sizinle internetini paylaşmasını rica edin. Bakarsınız, öyle koca yürekli insanlar çıkar karşınıza.
  • Trafik cezası: Ülkemizde pek de zor değil. Arabanızı 15 saat bir yerde bırakırsanız 3 – 4 kez ceza yeme ihtimaliniz var. Acırlar mı? Tabii ki de hayır!
  • Duştayken su kesilmesi: Bu yeni sistem nasıl lanet bir şeydir ya. Kredi kartı gibi su kartı kullanıyoruz. Limiti bittiğinde ise su aniden kesiliyor. Madem vadeli hesap açın da hepimiz değerlendirelim bu şansı.
  • Yetersiz bakiye: Kartınızın içinde para olduğunu zanneder ve ona güvenerek yemek yersiniz, sonrasında kasiyer size “yetersiz bakiye” der ya, nasıl kötü bir duygu o tahmin bile edemezsiniz. Başına gelen arkadaşlar, yalnız değilsiniz.
  • Şehirlerarası otobüsü kaçırmak: Nasıl koyuyor insana anlatamam. Elbet kaçırmışsınızdır, biliyorsunuzdur o duyguyu. O yüzden daha fazla anlatma gereği duymuyorum. Hele ki uçak kaçıran arkadaşlar, sizlerin acısına diyecek hiçbir şeyim yok.
  • Whatsapp’ta fotoğrafa bakarken yanlışlıkla aramak: Eski sevgilinizi mi takip ediyorsunuz? Fotoğrafına bakarken yanlışlıkla aradınız mı? Şşt, şöyle usulca kenara geçin. Hiç ses etmeye gerek yok. İşte bu noktada, sosyal medyanın sizi içine çektiğini ve onsuz yaşanmayacağını düşünebilirsiniz. Sosyal medya tespitlerimize bu yazımızdan ulaşabilirsiniz.
  • Dereceli oyunda elektriklerin kesilmesi: Online oyun oynayan arkadaşlar, beni şu an çok iyi anlıyorlardır. Her ne kadar onların “ne?” dediğini bilmesem de o kurdukları uzun küfürlü cümleleri, kısa bir başlık altında toplamak adına listeme ekledim.
  • Word’de bir şey yazarken kaydetmeden bilgisayarın kapanması: Tez yazan, ödev yapan veya bizler gibi yazarlık yapan arkadaşlar, acınız acımızdır. Biz sizi çok iyi anlıyoruz.
  • Gecenin bir yarısı evde su olmadığını fark etmek: Çeşmeden su içebilen arkadaşlar için bu, her ne kadar problem olmasa da benim gibi içemeyen arkadaşlar, onun yerine susuzluğu tercih etmektedir. Çeşme suyunu nasıl içiyorsunuz, ben zaten anlamıyorum. Tadı çok kötü değil mi? Kendinize neden böyle bir kötülük yapıyorsunuz?

Oluyor böyle şeyler, olmuyor değil. Evet, belki burada yazanlar değil ama bunun dışında gerçekleşen şeyler de var. En kötüsü de karşılığında yalnızca “ne?” diyebiliyorsunuz. Bu duruma düşmemek adına seçimler yapabilirsiniz. Sonuçta bu sizin hayatınız ve kimse karışamaz. Şok olacağınız şeylerle karşılaştığınız zamanda ne yapacağınızı bilmelisiniz. Donup kalmayın ve aklınıza gelen en mantıklı yolu kullanarak karşılık vermeye çalışın.

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar