Malala Yusufzay ve Nobel Getiren Başarı Öyküsü


60 paylaşım
  Hatice Biçer

Kimi insanlar şarkılarıyla dünyaya duyurur adını; kimileri ise servetiyle, güzelliğiyle, zorbalığıyla ya da attığı gollerle... Malala Yusufzay adındaki Pakistanlı kız çocuğu ise cesaretiyle tanıttı kendini herkese. İşte Malala'nın büyük ses getiren ve dünyaya örnek olan hikayesi...


Malala Yusufzay, bir anda dünyanın konuştuğu, herkesin hayranlıkla baktığı ve desteklediği küçük bir kız çocuğudur. Küçücük yüreğinde öyle büyük cesaret, kahverengi gözlerinde öyle korkusuz bakışlar vardı ki, amacı uğruna çıktığı yolda başına yediği kurşun bile onu durduramadı. Aslında o kadar imkansız, zor bir şey de değildi istediği. Savunduğu tek şey, başta yaşadığı bölge olmak üzere tüm dünyada kız çocuklarına eğitim hakkı tanınmasıydı.

Malala Yusufzay (Yousafzai) 12 Temmuz 1997 tarihinde Pakistan’ın kuzeybatısındaki Mingora şehrinde doğdu. Eğitim ve kadın hakları savunucusu olan bu küçük aktivist, kız çocuklarının eğitim hakkı için mücadele verdi, kampanyalar yürüttü, dernekler kurdu. Hayatı pahasına yürüttüğü bu mücadele sayesinde 2011 yılında, Pakistan hükümeti tarafından “Ulusal Barış Ödülü”ne layık görüldü.

Malala’nın babası Ziauddin Yusufzay da tıpkı kendi gibi eğitim hakları savunucusuydu. Aynı zamanda şair ve eğitimci olan babası, kızını her zaman destekledi ve onunla gurur duydu. Malala’nın çocukluğunun ilk yılları oldukça güzel geçti. Çocuklar okula kızlı erkekli gidebiliyor, müzik, resim gibi birçok aktiviteyi gerçekleştirebiliyordu. Ancak Taliban bu bölgede üstünlük kurmaya başlayınca burada yaşayan halk için hayat bir anda zindana döndü.

Malala’nın ailesi ile birlikte yaşadığı Svat Vadisi, o dönemde Taliban ve güçleri tarafından denetim altına alınmıştı. Pakistan’ın kuzeyindeki Afganistan sınırında yer alan Svat Vadisi’nde genel olarak Peştun aşiretleri yaşıyordu ve bölgede neredeyse hiçbir zaman devlet otoritesi olmadı. Taliban ve militanları sarp dağlarla çevrili, gizlenmeye ve saldırılarını yapmaya elverişli bir bölge olan Svat Vadisi’ne 2000’li yılların başlarında yerleşti. Deyim yerindeyse bu bölge Taliban için bir kale görevi görmüştü.

Anlatılanlara göre Svat Vadisi yıllar önce öyle güzelmiş ki, vadinin girişinde “Cennete hoş geldiniz” yazıyormuş. Yıllar içerisinde vadinin ve orada yaşayan halkın maruz kaldığı eziyet bu güzelliğe gölge düşürmüş, cennet olan vadi hüzün ve cehennem vadisi oluvermiş.

Taliban ve güçleri ilk etapta radyo yayını yaparak taraftar topladı, sonra televizyonları günah listesine aldı. Birçok kişi korkudan evindeki CD, DVD, ne varsa yaktı, militanlar ahlak polisi olarak sokakları gezmeye başladı. Kadınlara tek başına sokağa çıkma yasağı getirildi. Fakat hedeflerinin merkezinde hep eğitim oldu. 400’e yakın okul yerle bir edildi. Önce kızlı erkekli eğitim yasaklandı, ardından kızların okula gitmesi tamamen yasak oldu. Hayat birkaç yıl içerisinde öyle çekilmez ve zor olmuştu ki, Malala ve ailesi buradan ayrılmak zorunda kaldı. İşte böyle bir bölgede ve baskı altında yaşayan Malala, kız çocuklarının eğitim hakkını savunmayı kendine görev edindi.

Malala yaşadığı zor günleri ve Taliban militanlarının eziyetlerini yazmaya başladığında 11 yaşındaydı. BBC’nin Urduca servisinde takma bir isimle blog yazmaya başladı. Kimliği ise cesareti için ödül alması ve uluslararası çocuklar için barış ödülüne layık görülmesiyle ortaya çıktı. O günden sonra ise tüm dünya tarafından tanındı, Taliban tarafından öldürülmeye çalışıldı. Ancak tüm bu yaşadıkları ona Nobel Ödülü’nü kazandırdı.

Malala Yusufzay’in Eğitim Adına Verdiği Mücadele

Malala Yusufzay'in Eğitim Adına Verdiği MücadeleMalala Yusufzay’a Nobel getiren başarı hikayesi, 11 yaşındayken Taliban yönetimi altında yaşamanın sıkıntılarını yazmasıyla başladı. İsimsiz olarak yazdığı yazılar BBC tarafından yayınlandı. Yazılarında korkusuzca tüm olup biteni, yaşadığı zor günleri ve kadınların çektiği sıkıntıları paylaşıyordu.
Taliban 2009 yılında Svat Vadisi’nde kız çocuklarının okula gitmesini yasaklayınca Malala, ev ev, okul okul dolaştı, kız çocuklarının eğitim haklarını savundu, röportajlar verdi. Herkes susarken o bu duruma sessiz kalmayıp, görüş ve düşüncelerini dur durak bilmeden yazmayı seçmişti. Bu sayede tüm dünyaya kız çocuklarının yaşadığı sorunları duyurabilecekti.

O sene New York Times, Malala’nın hayatını konu alan bir belgesel çekti. Bu cesur, insan hakları aktivisti küçük kız gittikçe tanınıyordu; ama bir yandan da hayatı tehlikeye giriyordu. BBC blogu sona erdirmişti; fakat Malala çalışmalarına ara vermeden devam etti. Amacı uğruna kampanyalar yürütürken kendi ve ailesi sürekli ölüm tehditlerine maruz kalıyordu. Bir süre sonra Taliban ve üyeleri, Malala’nın kendileri için ciddi bir tehlike olduğuna karar vererek hakkında ölüm emri çıkarıldı.

Tarih 9 Ekim 2012 gününü gösterdiğinde Malala için imzalanan ölüm fermanının gerçekleşme zamanı gelmişti. Malala’nın içinde bulunduğu okul otobüsünü durduran Taliban ve militanları, 15 yaşındaki kızı başından ve boynundan vurdu. Ağır şekilde yaralanan ve mucize eseri hayatta kalmayı başaran Malala, hemen Ravalpindi şehrindeki askeri hastaneye götürüldü. Bir süre sonra da tedavisinin devamı için İngiltere’ye nakledildi. İyileşmesi oldukça uzun süren Malala, 2013 yılının Mart ayında hastaneden çıkabildi. Malala’nın vurulması ülkede büyük yankı uyandırdı, halk sokağa döküldü, 2 milyondan fazla imza toplandı ve Pakistan’da eğitim yasası değiştirildi.

Malala hastaneden çıktıktan sonra çalışmalarına kaldığı yerden devam etmeye başladı. “Eğitim, kadın-erkek herkesin hakkıdır,” mesajı onun sayesinde tüm dünyada yayılmaya başladı. Birleşmiş Milletler, 2013 yılında Malala’nın doğum günü olan 12 Temmuz’u “Malala Günü” ilan etti. Malala Yusufzay burada yaptığı konuşmada; “Teröristler benim ideallerimi değiştireceklerini, isteklerimden vazgeçeceğimi zannettiler; ama benim hayatımda şunun dışında hiçbir şey değişmedi: Zayıflık, korku ve umutsuzluk öldü. Kuvvet, güç ve cesaret doğdu,” dedi.

Hayatına ve eğitimine İngiltere’nin Birmingham şehrinde devam eden Malala, 2014 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Ödülü, 60 yaşındaki Hindistanlı çocuk hakları savunucusu Kailash Satyarthn ile paylaştı. 2014 yılının hafızalara kazınan olayları için tıklayın.

Pakistan Başbakanı Navaz Şerif’in “O, ülkemizin gururu” dediği Malala daha önce Uluslararası Çocuk Barış Ödülü ve AB İnsan Hakları Ödülü’nün de sahibi olmuştu. Tabiri caizse korkuyu dize getiren Malala, daha 17 yaşında Nobel Barış Ödülü gibi büyük bir başarıyla adını duyurdu. Bunların yanında TIME Dergisi’nin 2013 yılında hazırladığı “Dünyanın En Etkili 100 Kişisi” listesinde yer aldı.

Malala terör baskısı altında yaşamasına rağmen, kız çocuğu okumaz, eğitim almaz, düşünmez, sesi çıkmaz gibi genellemelerin hepsini reddetti. Ölümü pahasına inandıklarından vazgeçmedi. Sınıfta yerde bile oturmam gerekirse otururum diyerek eğitime olan tutkusunu paylaştı.

Şu an 18 yaşında genç bir kız olan Malala’nın tek hayali, ülkesine dönerek politika yapmakmış. Dünyanın birçok yerinde konuşmalar yapan Malala, onu herkesin Taliban’ın vurduğu kız olarak bildiğini, bu şekilde anılmak yerine kız veya erkek, tüm çocukların eğitim hakkını savunan biri olarak bilinmek istediğini ifade etti.
Malala’nın yaşadıkları ve başına gelenler her ne kadar trajikse, kendine belirlediği amaç, hayatı pahasına vazgeçmediği davası da bir o kadar kutsal. Elinden eğitim hakkı alındığı zaman onun değerini anladığını söyleyen Malala Yusufzay, eğitimin önemini şu sözlerle özetliyor;

“Kitaplarımızı ve kalemlerimi elimize alalım. Onlar bizim en güçlü silahlarımız. Bir çocuk, bir öğretmen, bir kitap ve bir kalem tüm dünyayı değiştirebilir.”

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar