İleride “Keşke” Demenize Neden Olabilecek 15 Klasik Hata


52 paylaşım
  Nesrin Bayraktar

Pişmanlıklar! Hani bir yol ayrımına gelirsiniz de yanlış olan yönü seçersiniz ya! İşte bunun sonrasında yaşadığınız o üzücü duygular! Ardından söylenen o keşke dolu cümleler! Zamanı geri almak gibi umutsuzca istenen, ama ne yazık ki gerçekleşmeyeceğini bildiğiniz dilekler! Keşke o sözü söylemeseydim, keşke böyle yapmasaydım, keşke onu kırmasaydım, kısacası keşke keşke demek zorunda kalmasaydım diye diye kendini yiyip bitirmeler! Evet, pişmanlıklar!

Hepimiz pişmanlığın ne demek olduğunu biliyoruz, değil mi? Elbette, biliyoruz. Öyle büyük büyük olmasa da hemen hepimiz hayatımızın bazı dönemlerinde irili ufaklı pişmanlıklar yaşıyoruz. Pişmanlıkla henüz çok küçükken tanışıyor ve elimizi hiç bırakmak istemeyen bu “yapışkan” arkadaşımızı neredeyse hayatımızın sonuna kadar yanımızdan hiç ayırmıyoruz. Bazen küçük bazen de büyük pişmanlıklarla karşı karşıya kalıyor, ağzımızdan çıkan her keşke ile birlikte yanı başımızdaki sadık arkadaşımızın bizden daha fazla götürmesine izin veriyoruz. Aslında pişmanlıkla tanıştığımız ilk günden itibaren eksilmeye başlıyor, ama çok geç olana kadar bunun farkına varmıyoruz. Hata yapmayı yaşamın bir parçası olarak düşünüyor, bu nedenle pişmanlık yaşamakta sıra dışı bir durum olmadığını varsayıyoruz. Peki, aslında var mı?

Tamam, hata yapmak elbette gayet insani bir davranış! Düşündüğümüz gibi bunda şaşılacak bir durum yok! Ancak hata yapmak ile göz göre göre kendini ateşe atmak arasında ne kadar büyük fark olduğunu da anlamak lazım! İnandığımız bir tercih yapıyor, öncesinde bu kararımızın ne kadar doğru olduğunu en ince ayrıntısına vara kadar düşünüyor ve karşılaşabileceğimiz sonuçları da hesaba katarak hata yapıyorsak ne ala! Sonuçta hata yapmak ve bunlardan ders almak, insanoğlu için! Ancak sonunu hiç düşünmeden, çocuksu hareketlerle bizi uçurumun kıyısına götürecek hareketlerle yanlış yönü seçiyorsak, işte orada bir sorun var demektir. İleride pişmanlık yaşama ihtimalimizin yüksek olduğu bir yolu tercih ediyorsak, yıllar önce tanıştığımız sadık arkadaşımıza mutluluğumuzdan biraz daha çalması için davetiye çıkarmışız demektir.

Peki, bunların önüne geçmek, pişmanlık yaşamamak, daha doğrusu keşke’lerimizin sayısını en aza indirgemek için yapabileceğimiz hiçbir şey yok mu? Elbette var! Düşünce tarzımızda değişiklik yaparak ve daha doğru karar alabilmek için dikkat etmeniz gerekenler nelermiş öğrenerek kendimizi pişmanlık kuyusuna düşmekten kurtarabiliriz. Başkalarının tecrübe ettiklerinden faydalanabilir, bu dünyada bir tek biz varmışız gibi davranmayarak pişmanlık yaşama olasılığımızı fark edilir derecede azaltabiliriz. Sonuçta dünya üzerinde milyonlarca insanlar var ve her ne kadar bunu göremesek de yaşayışlarımız arasında sayısız ortak nokta bulunuyor. Yani demek istediğim o ki; daha önce tecrübe edilmiş ve sonucu hep pişmanlık olmuş yanlış kararları düşünerek, benzer hatalar yapmaktan kurtulabiliriz. İşte bu nedenle sizlere başkalarının yapmış, yapmakta olduğu ve sonucu hep pişmanlık olan bazı klasik hatalardan bahsetmek istedim. Umarım bu hataların farkına varır ve ileride geriye dönüp baktığınızda, “keşke” diyeceğiniz yanlış seçimlerinizin sayısını azaltırsınız.

Sevdiklerinizin Kıymetini Bilmemek!

Sevdiklerinizin Kıymetini Bilmemek!İleride gerçekten pişman olacağınız hatalardan bir tanesi kesinlikle bu! Yani sevdiklerinizin kıymetini bilmemek! Değer verdiğiniz insanlarla hala konuşabilecek fırsatınız varken, işe güce dalıp onları ihmal etmek! Evet, günümüzde bu hatayı yapan ve sonrasında acı çeken o kadar çok insan var ki! Sevdikleri yanındayken kıymetini bilmeyen, ama bazı nedenlerden dolayı onu kaybettiğinde “neden böyle yaptım ki?” diyen o kadar üzgün insan var ki! İşte siz bu büyük pişmanlığı yaşamamak için sevdiklerinizin kıymetini onlar yanınızdayken bilmelisiniz.

Annenizin, babanızın, eşinizin, çocuğunuzun, kardeşinizin, arkadaşınızın değerini anlamalı; onları ne kadar sevdiğinizi hala yanınızdalarken söyleyebilmelisiniz. Şu kısacık hayatta hiç ölmeyecekmişiz gibi, sevdiklerimiz yanımızdan hiç gitmeyecekmiş gibi yaşadığımız doğru! Ancak hepimizin kaçınılmaz sonunun bu hayata veda etmek olduğunu unutmamalıyız. Bu nedenle hayatımızdaki insanları kırıp dökmemeli, onları kaybetme durumunda yaşayabileceğimiz suçluluk duygusuyla keşke’ye mahkum olmamak için her birine hak ettiği değeri göstermeliyiz.

Çocuklarınıza Karşı Hatalı Davranmak!

Çocuklarınıza Karşı Hatalı Davranmak!Anne-baba olanlar bilir! Çocukların dünyanın en güzel, en kıymetli varlıkları olduğunu; ama bazı anlarda gerçekten çekilmez olabildiklerini bütün anne-babalar bilir. İşten eve yorgun argın döndüğünüzde karşılaştığınız savaş alanı gibi bir ev, başınız ağrıdan çatlamak üzereyken bangır bangır çalan bir müzik, bütün evi temizledikten sonra halının ortasına dökülmüş yiyecekler, bembeyaz perdelerde gördüğünüz çikolatalı parmak izleri, çamaşır makinesinden çıkan telefonunuz ve bunlar gibi daha başka binlerce benzer örnek! Çocuklar bazen ebeveynlerinin hayatını kabusa çevirebilmektedir.

İlginizi Çekebilir:
Başarılı Çocuk Yetiştirmek İsteyen Ebeveynler için 3 Altın Kural

Yaptıkları hatalar, hiç bitmeyen soruları, sizin enerjinizin de onlarınki gibi olmasını beklemeleri ve çığlık çığlığa sesleriyle çocuğunuz bazen küçük bir canavara dönüşebilmektedir. İşte böyle durumlarda ebeveynler öfkelerine yenik düşerek çocuklarına karşı seslerini yükseltip, onları azarlayabiliyorlar. Yani “ben çocuğuma hiç bağırmadım” diyen anne-baba varsa onu gerçekten alkışlamak lazım, ama ben buna pek ihtimal vermiyorum. Sonuçta bezen çocuklarımıza karşı hatalı davranabiliyoruz. Onların minicik kalplerini kırabiliyor, bunu hiç istemesek de bir anlık öfkeye yenik düşerek karşımızda bir çocuk olduğunu unutuyoruz. Tabii, ardından büyük bir pişmanlık yaşanıyor ve gönül alma çabaları başlıyor. İşte bunun için, çocuklarımıza karşı daha sabırlı olmalı ve sonradan pişman olacağımız şeyler yapmamalıyız.

Arkadaşlarınıza Yeterince Önem Vermemek!

Arkadaşlarınıza Yeterince Önem Vermemek!İleride pişman olacağınız hatalardan bir tanesi de arkadaşlarınızı ihmal etmek! Siz de hayatın koşuşturmacasına kapılıp arkadaşlarınızı sık sık ihmal etmiyor musunuz? “Zaten yeteri kadar meşgulüm” diyerek, onları arka plan atmıyor musunuz? Ev iş ya da okul ev arasında gidip gelirken dostlarınıza hal hatır sormayı unutmuyor musunuz? Evet, büyük ihtimalle siz de hayatınızdaki en önemli insanlar arasında yer alan arkadaşlarınızı genellikle unutuyor, öncelik sıralamanızda onları arka sıralara atıyorsunuz. Ama bu davranışınızla büyük bir hata yapıyorsunuz.

Zira bu şekilde sizin iyi gününüzde de kötü gününüzde de yanınızda olacak insanları bir bir kaybediyorsunuz. Belki çocukluğunuzu paylaştığınız, belki de gençlik yıllarınızın en önemli hatıralarını yaşadığınız insanları etrafınızdan yavaş yavaş azaltıyor, bir anlamda kendinizi de yalnızlığa mahkum ediyorsunuz. Oysaki yapmanız gereken şey, tüm o mühim meşguliyetlerinizden kafanızı kaldırıp dostlarınıza sarılmak olmalı! Cüzdanınızı dolduran işinize ayırdığınız zamanın ve alakanın birazını da yüreğinizi ısıtacak dostlarınız için harcamalısınız! Yoksa ileride ne omzuna yaslanıp ağlayabileceğiniz bir dost ne de zafer kahkahalarınızı paylaşabileceğiniz bir arkadaş bulabilirsiniz.

Sıkıntıdan Yemek Yemek!

Sıkıntıdan Yemek Yemek!Siz de üzüntülü ya da stresli anlarınızda nedensiz yere kendini yemeğe verenlerden biri olabilir misiniz? Alabileceğiniz her türlü abur cuburu alarak, mide fesadı geçirme noktasına gelene kadar önünüze gelen her şeyi yeme gibi bir hata yapıyor musunuz? Evet, hata! Kesinlikle büyük hata. Çünkü böyle bir alışkanlık hem kısa vadede hem de uzun vadede size pişmanlık olarak geri dönecektir. Sonuçta; bile bile lades demek istemiyorsanız, stresli anlarınızda yeme isteğinizin önüne geçmeyi öğrenmelisiniz. Hemen buzdolabının başına geçmek yerine farklı şeyler yapmaya çalışmalı, size zarardan başka hiçbir şey vermeyecek bu saçma alışkanlıktan bir an önce vazgeçmelisiniz.

Mesela; üzerinizi giyinip dışarı çıkabilir, temiz havada bol bol su içerek yürüyüş yapabilirsiniz. Ya da doğanın iyileştirici gücüne güvenerek kendinizi yeşil alanlara bırakabilirsiniz. Güzel bir film izleyebilir, “yanında ille de bir şey yemek istiyorum” diyorsanız da sağlıklı atıştırmalıklarla endişelerinizi yenmeye çalışabilirsiniz. Kısacası kendinizi yemeğe vermek dışında yapılabilecek sayısız farklı stresten kurtulma yöntemi var. İsterseniz, buradan deneyebileceğiniz ve size çok daha iyi geleceğinin garantisini verebileceğim yöntemlere de ulaşabilirsiniz.

Birkaç Kadehten Sonra Aslan Kesilmek!

Birkaç Kadehten Sonra Aslan Kesilmek!Sakın ola bunu yapmayın! Alkol kullanıyor musunuz bilemem, ama kullanıyorsanız da bu işi adabıyla yapmayı öğrenin. Çünkü birkaç kadeh aldıktan sonra aslan kesilenler pişmanlığın ne demek olduğunu en iyi bilenlerin başında gelmektedir. Neden mi? Çünkü hafif çakırkeyif olduktan sonra cesaretinizi toplayarak hiç yapmayacağınız şeyler yaptığınızda, kendinizi keşke demeye mecbur bırakırsınız. Mesela; hiç aramamanız gereken birini arar, söylememeniz gereken sözleri söyler ve ertesi gün utançtan kıpkırmızı olmuş bir şekilde ortalıkta dolaşırsınız. Hele de iletişimin bu kadar kolay olduğu bir zamanda, alkol gerçek bir pişmanlık yaşatıcıdır diyebilirim. Sonuçta, ya alkol alırken telefonunuzdan tamamen uzaklaşın ya yanınızda sizi toparlayacak birini bulundurun ya da en iyisi siz hiç böyle riskler almayıp aklınızı bulandıracak maddeler kullanmayın.

Size Güvenen Birinin Sırrını İfşa Etmek!

Size Güvenen Birinin Sırrını İfşa Etmek!Sonrasında pişmanlık yaşayacağınız klasik hatalar arasında başkalarının sırlarını ifşa etmek de yer alıyor. Bu nedenle, sakın ola size güvenerek içini açmış birinin sırrını başkasıyla paylaşmayın. Çünkü bu durum ortaya çıkmasa bile bir süre sonra kendinizi suçlu hissedecek ve ne kadar kötü biri olduğunuzu düşünmeye başlayacaksınız. Karşınızdaki kişi dostunuz olmasa bile, hatta normalde pek de hoşlanmadığınız biri size sırrını vermiş olsa bile, bunu başkalarıyla paylaşmamalısınız. Zira bunun sonucunda her zaman ama her zaman pişmanlıkla karşılaşırsınız. Sonuçta, hayatınız boyunca güvenilir biri olmayı prensip haline getirmeli ve size güvenen insanların yüzünü asla kara çıkarmamalısınız. Unutmayın, birinin sırrını açığa çıkardığınızda bundan utanması gereken kişi sırrı öğrenilen kişi değil, sadece siz olursunuz…

İnsanları Küçümsemek!

İnsanları Küçümsemek!Şu anda çok zengin, çok güzel, çok başarılı, çok zeki ya da çok bir şey olabilirsiniz. Ama bu size başkalarını küçümseme hakkı vermemektedir. Etrafınızdaki insanları küçümseyerek kendinizi daha yükseğe çıkardığınızı düşünüyorsanız, gerçekten büyük bir yanılgıya düştüğünüzü bilmelisiniz. Zira bu sizi daha yükseğe çıkarmak yerine, o küçümsediğiniz insanların çok daha aşağısına indirmektedir. Demek istediğim o ki hayatın size bahşettiği bazı şeylere güvenerek sizden daha aşağıda olan insanları hor görmekten vazgeçmelisiniz. Çünkü bu sizde hemen şimdi olmasa bile önünde sonunda pişmanlık yaşatacak, hatta belki de o küçümsediğiniz insanlara muhtaç hale gelmenize neden olacaktır. İşte bu nedenle her zaman ama her zaman; yaşamın değişken olduğunu, bir gün elinizdeki her şeyinizi kaybedebileceğinizi ve dengeler alt üst olduğunda kendinizi nasıl hissedeceğinizi düşünerek hareket etmelisiniz.

Okulu Bırakmak!

Okulu Bırakmak!İleride pişmanlık yaşama ihtimalinizin epey yüksek olduğu klasik hatalardan biri de okulu bırakmak! Ama tabii burada içinde bulunduğunuz koşullara ve okuduğunuz bölümle ilgili düşüncelerinize göre durum değişir. Yani her okulu bırakan ileride pişman olacak diye bir kural yok, öyle değil mi? Sonuçta dünya üzerinde okulu bırakmış, ama hayallerinin peşini bırakmamış sayısız mutlu insan yaşıyor. Hatta bu isimler arasında hepimizin tanıdığı ünlüler bile var. Evet, içinde Bill Gates’in de yer aldığı okulu terk eden en zengin 10 ünlü başlıklı yazımızdan bu konuda daha çok bilgi edinebilirsiniz.

Sonuçta; istemediğiniz ve sizi mutsuz edecek bir mesleğe sahip olmak için okuduğunuz bölümü, iyice düşündükten sonra pekala bırakabilirsiniz. Ama bunun sonrasında ne yapacağınızı da bilmeli, sonradan keşke dememek için adımlarınıza doğru bir şekilde karar vermelisiniz. Diğer taraftan; bilinçsizce ya da çocuksu heveslerle okulu bırakırsanız, ileride “neden böyle oldu, neden bu durumdayım” demeye hakkınız olmayacağı gerçeğini de kabullenmelisiniz.

Korkularınıza Esir Olmak!

Korkularınıza Esir Olmak!Hepimiz zaman zaman korkularımızın esiri oluyor, cesaretimizi toplayamadığımız için aslında bizi mutsuz edecek; ama daha garanti olan seçimler yapıyoruz, değil mi? İş seçimimizde, yaşantımızda, arkadaşlarımızda, ilişkilerimizde, aslında attığımız her adımda korkularımıza yenik düşüyor; gerçekte istediklerimiz yerine isteyebileceklerimizi yapmaya çalışıyoruz. Sonra da geriye dönüp baktığımızda yeterince cesur olamadığımız için ister istemez kendimizi suçluyoruz. Oysaki içimizde pişmanlık kalmasını istemiyorsak, yapmamız gereken şey bu garantici yaklaşımdan kurtularak yerinde ve zamanında risk almayı öğrenmektir. Korkularımızı kabul eder; ama bir şeyleri aşabilmek için onların üzerine gitmemiz gerektiğini anlarsak, işte o zaman “keşke’lerimizin” sayısını azaltabilir ve pişmanlık dehlizlerinde çürümekten kendimizi kurtarabiliriz.

Öfkenize Yenik Düşmek!

Öfkenize Yenik Düşmek!Atalarımız “öfkeyle kalkan zararla oturur” sözleriyle durumu ne kadar da güzel özetlemişler, öyle değil mi? Ya da “keskin sirke küpüne zarar verir” cümlesi ile öfkenin olası sonuçlarını ne de güzel anlatmışlar! Demek istediğim şu ki insanlığın var oluşundan bu yana öfkeyle hareket etmenin kişiye zarar vermekten başka hiçbir etkisi olmadığını bilmemize rağmen, aynı hataları yapmaya devam ediyoruz. Sinirlerimize hakim olmayı bilmiyor, her defasında pişman olacağımız olaylara neden olsak da o yabani öfkemizi kontrol altınta tutamıyoruz. Kızgınlık anında yaptığımız o kadar çok hata var ki!

Mesela; sevdiklerimizi kırıp dökecek sözler sarf ediyor, bizim için değerli insanların kalplerinde telafi edemeyeceğimiz derin yaralar açıyor, attığımız adımlarla geri dönüşü olmayan yollara giriyor ve kendimize ancak kızgınlığımız geçtiğinde acısını hissedebileceğimiz üzüntüler yaşatıyoruz. Aslına bakarsanız, pişmanlıklarınızı düşündüğümüzde bunların en çok öfkeyle aldığımız kararlar ya da sinir anında söylenmiş sözlerden oluştuğunu görebiliriz. Fakat nedense biz görülebilecek olanı görmezden gelmeyi tercih ediyor ve o kara öfkemizin bizi yönetmesine izin veriyoruz. Ama unutmamız gereken şey, pişmanlığın da öfke gibi olumsuz duygular arasında olduğu ve bunların bir tanesine yenik düştüğümüzde diğerlerinin de ardı arkasına zayıf halkadan ruhumuzu istila ettikleri!

Hayallerinizin Peşinden Gitmemek!

Hayallerinizin Peşinden Gitmemek!İleride pişman olacağınızın garantisini verebileceğim şeyler arasında kesinlikle hayallerinizin peşinden gitmemek de var. Evet, eğer bazı korkularınızın esiri olup sürdürdüğünüz hayatın güvenilirliğini bırakmaya cesaret edemezseniz, gelecekte büyük ihtimalle çok pişman olursunuz. Ne bileyim, hayalini kurduğunuz işi yapmak yerine maddi açıdan daha çok getirisi olan; ama aslında hiç sevmediğiniz bir işi yapmaya devam ederseniz, evet ileride keşke dolu cümlelerinizin arasına bir yenisi daha katılır.

İlginizi Çekebilir:
Paranın Değil, Hayallerin Peşinden Koşmak için 5 Neden

Hep düşlediğiniz yaşam için uğraşmak yerine kurduğunuz düzende öyle böyle ilerlemeye çalışırsanız evet, üzgünüm; ama pişmanlık listesine kesinlikle bir tik daha atarsınız. Hayallerinize giden yolu aşmak size ne kadar zor gelse de belki de şu anda zifiri karanlık olarak görünen bu yol gözünüzü ne kadar korkutsa da hayallerinizin peşinden gitmekten hiçbir zaman vazgeçmemelisiniz. Sonuçta; yaşlandığınızda elinize geçecek şeyin koca bir hiç olmasını istemiyorsanız, gerçek tutkularınızı bulmalı ve ne olursa olsun arzularınızın peşini bırakmamalısınız.

Sadece Parası için Bir İşte Çalışmak!

Sadece Parası için Bir İşte Çalışmak!Sonradan pişmanlık yaşayacağınız klasik hatalardan bir tanesi de sadece maaşı yüksek diye bir işte çalışmak! Eğer ki yalnızca kazancı yüksek diye bir işte çalışıyorsanız, çok geç olmadan severek yapacağınız bir iş bulmalı ve parasal nedenlerden dolayı tercih ettiğiniz işten bir an önce kendinizi kurtarmalısınız. Çünkü sadece kazancını sevdiğiniz iş zaman içinde sizi tüketecek ve en değerli hazineniz olan zamanınızın boş yere akıp gitmesine neden olacaktır. İşte bunun önüne geçmek için, hayatınızı keyif alacağınız bir işi yaparak geçirmelisiniz.

Düşünsenize, yaşlandığınızda elinizde kalan en değerli şeyler anılarınız olmayacak mı? Geriye dönüp baktığınızda size mutluluk veren şeylerin başında yaşanmışlıklarınız gelmeyecek mi? Keyif almadan yaptığınız işiniz de hayatınızın büyük bölümünü oluşturacağı için emin olun değerli zamanınızı sırf kazancı yüksek diye çalıştığınız işe harcadığınız için pişman olacaksınız. Eğer ki böyle bir pişmanlık yaşamak istemiyorsanız; önleminizi şimdiden alın ve bir işte çalışacaksanız parasını değil, size katacağı manevi değerleri ön planda tutmaya çalışın.

Karşınıza Çıkan Fırsatları Görmezden Gelmek!

Karşınıza Çıkan Fırsatları Görmezden Gelmek!Zaten pişmanlıklarımızın en büyük nedenlerinden biri de bu değil midir? Karşımıza çıkan fırsatları görmezden geldiğimiz için değil midir sonradan yaşadığımız acı, pişmanlık ve öfke dolu anlar! Keşke’lerle başlayan cümlelerimizin sesli harfleri değil midir kaçırılan fırsatlar? Elden uçup giden ve arkasından özlemle bakılan ikinci, üçüncü, dördüncü seçenekler! Ne demek istediğimi anladınız değil mi? İleride pişman olmamak için yapmamız gereken şey, gözümüzü sürekli açık tutmak! Bir şeye odaklanmak yerine yanımızdan geçip giden ayrıntıların da farkına varmak! Belki o anda çok da cazip görünmeyen küçücük dar bir sokağın sonunda bizi kocaman bir aydınlığa çıkarabileceğini hesap etmek! Evet, şayet pişmanlıklarımızı azaltmak, en azından saçma sapan nedenlerden dolayı başımızı ellerimizin arasına alıp ah vah çekmek istemiyorsak; karşımıza çıkan her türlü fırsatı değerlendirmeli ve sonradan “ben bunu nasıl göremedim” demekten kendimizi kurtarmalıyız.

Yenilgiyi Kabul Etmek!

Yenilgiyi Kabul Etmek!Geriye dönüp baktığınızda pişmanlık yaşayacağınız klasik hatalar arasında yenilgiyi kabullenmek de var. Yani çıktığınız bir yolda karşılaştığınız engellere yenik düşüp pes ederseniz, ileride bu kararınızdan dolayı büyük pişmanlık yaşarsınız. Hayallerinizin peşinden koşmaktan yorulup havlu atarsanız, kendinizi mahkum ettiğiniz sıradan yaşamda bol bol keşkeli cümleler kurarsınız. İşte bu nedenle, gücünüzün tükenme seviyesine geldiği noktada pes etmek yerine durup düşünmeyi tercih edin.

Bunu da İnceleyebilirsiniz:
Başarılı İnsanların Yenilgiler Karşısında Takındıkları 8 Farklı Tavır

Eğer şimdi pes ederseniz, ileride bu kararınıza nasıl bakacağınızı, devam etme durumunda ise ne kazanacağınızı ayrıntılı olarak düşünün. Belki de ulaşmak istediğiniz noktaya çok az kaldığını, ama şimdi pes ederseniz bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğinizi anlamaya çalışın. Kaldı ki yenilgiyi kabul ettiğinizde o ana kadar verdiğiniz tüm uğraşların boşa gideceğini de hesaba katmalısınız. Uzun lafın kısası; “tamam, pes ediyorum” demenin size pişmanlıktan başka hiçbir getirisi olmayacağını anlamalı ve buna göre kararınızı vermelisiniz.

Mutlu Olmaktan Vazgeçmek!

Mutlu Olmaktan Vazgeçmek!Yaşayabileceğiniz, ama yaşamak zorunda olmadığınız en büyük pişmanlıklardan bir tanesi de mutlu olmaktan vazgeçme kararınızdır. Evet, hayatın acımasızlığı ve günümüzün şu soğuk dünyasına karşı koyamayıp, mutlu olmak için uğraşmaktan vazgeçerseniz, üzüntüyle geçirdiğiniz her bir dakikanız için ayrı ayrı pişman olursunuz. Bu nedenle karşınıza çıkan zorluklar ne kadar büyük olursa olsun, taşıdığınız yük sırtınıza ne kadar ağır gelirse gelsin, gülümsemekten hiçbir zaman vazgeçmemeli ve mutsuzluğa karşı her zaman direnmelisiniz. Sonuçta öyle ya da böyle hepimiz bir şekilde nefes alıp vermeye devam ediyoruz. Bunun gerçekten yaşamak mı, yoksa yaşıyormuş gibi yapmak mı olup olmayacağına karar vermenin sadece ama sadece sizin elinizde olduğunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmamalısınız.

Evet, zaman zaman pişmanlıklar yaşayacağımız inkar edemeyeceğimiz apaçık bir gerçek! Ama bu pişmanlıkların nasıl yaşanacağını, hayatımıza ne kadar zarar verebileceğini belirlemek de bizim elimizde! Sonuçta bir tarafta bile bile ladese girmek var, diğer tarafta da karar almadan önce bütün olasılıkları hesaplayıp öyle adım atmak! Hangisini seçeceğimiz, bizim “keşkeli” cümlelerle yaşayıp yaşamayacağımızı belirleyecek olan kritik nokta! İşte bunun farkına varırsak büyük pişmanlıklar yaşamaktan kurtulabilir, bunun yerine hatalarımızdan tecrübe kazanmayı öğrenebiliriz.

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar