Bedeninizle Birlikte Ruhunuzu da Canlandıracak Öneriler


90 paylaşım
  Nesrin Bayraktar

Güneşin sıcak yüzüyle birlikte insanların içinde de sanki kıpır kıpır bir şeyler oluyor. Neredeyse hepimizde durum bu şekilde değil mi? Evet, hepimiz fırsat buldukça kovuğumuzdan çıkmaya çalışıyor, nedenini anlayamasak da içimizi kaplayan neşeyle bütün dünyaya gülümsüyoruz. Karşılaştığımız zorluklar karşısında daha sakin kalıyor, empati yapmaya çalışıyor ve neden bu kadar anlayışlı olduğumuzu anlamaya çalışıyoruz. Trafikte önümüze kıran şoföre bağırıp çağırmak yerine mahcup tavrı için üzülüyor, işaretlerle önemli olmadığını gösteriyoruz. Efendim? Çok mu abarttım? Bence hiç de değil! Etrafınıza bir baksanıza! Mahallenin asık suratlı esnafı bile kapısının önüne çıkmış, güneşin kemiklerini ısıtmasından hoşnut halde çayını yudumlarken belli belirsiz gülümsüyor. Hırçınlıklarıyla tanınan yaramaz çocuklarda bile bir hal var. Parklardan gelen neşeli seslerden bu açıkça anlaşılabiliyor. Eee tabii kolay değil! Hepimiz uzun ve sıkıcı bir kış yaşadık sonuçta ama değil mi? Bunaldık!

Aylardır hem bedenimizi hem de ruhumuzu soğuk duvarlar arkasına hapsetmedik mi? Buhranlardan çıkıp çıkıp tekrar aynı karamsarlıklar içine düşmedik mi? Sırf can sıkıntısından oturup tekrar tekrar o favori acıklı filmimizi izlemedik mi? “Of, be” dedik “yeterse yeter, şu kış bir bitsin” diye serzenişlerde bulunmadık mı? Hapsettik, düştük, izledik, yaptık! Tam olarak bu dediklerim olmasa bile, hepimiz bir şekilde benzerlerini yaptık. Kalın kalın battaniyeleri kafamıza kadar çekip, televizyonun ekranına saatlerce boş gözlerle baktık. Ta ki hareketsizlikten ayaklarımızın karıncalanmaya başladığını hissedene kadar! Yatmaktan sırtımız ağrıyana kadar! Zaman geçsin diye elimize geçen her şeyi yedik, bitirdik. Neticede karanlık ve sesiz kış geceleri! Öyle hemen bitmiyor ki! Uzadıkça uzuyor, biz bir an önce sabah olsun istedikçe zaman sanki inadına daha da yavaş akıyor. Tamam tamam. Zaten yeni çıkmışken, kışı bu kadar hissettirmeyeyim değil mi? Çünkü artık önümüzde sıcacık, neşeli ve hareketli günler var!

Evet, etrafımızdaki herkesin içinde kıpırtılar oluyor. Daha doğrusu şöyle söyleyeyim; etrafımızdaki herkesin değil, her canlının içinde bir şeyler uyanıyor. Ağaçlar bahar kıyafetlerini giyip kuşanmaya başladı bile! Bütün güzelliklerini sergileyerek onlar da diğer tüm canlılar gibi bahara hoş geldin demeye çalışıyorlar. Büyüleyici kokularını etrafa saçıyor, bu miskleriyle herkesin başını döndürüyorlar. Hayvanlar desen onlarda da bir canlılık, bir neşe! Sokak kedileri güneşin altında miskinleşmekten gayet hoşnut, arada bir açtıkları baygın gözleriyle etrafı kolaçan ediyorlar. Sanki dünyaya bir mutluluk perisi gelmiş de sihirli değneğiyle bütün canlıların hayatına renk katmış gibi! Kısacası siyah beyaz olan yaşam güneşle birlikte yeniden canlandı diyebiliriz. Ancak tüm bunların bile canlandıramadığı ruhlar olduğu da açık bir gerçek! Baharın bile tam anlamıyla mutlu edemediği, kış mahmurluğunu üzerinden hala atamamış sayısız insan var. İşte bu nedenle, aşağıdaki listeyi hazırlamak istedim. Olur da mutlu olmak için uğraşmaya karar verirlerse, içinde bulundukları karanlıktan belki de bu liste yardımıyla çıkabilirler diye düşündüm! Ve umarım bu düşüncemde haklı çıkarım! Hazırsanız, başlıyorum.

İşte bedeninizle birlikte ruhunuzu da canlandıracak mucizevi öneriler:

  1. Ne kadar yoğun olsanız da her gün kendinize zaman ayırmayı alışkanlık haline getirin. Bu zaman zarfı içerisinde sadece kendinizle ilgili bir şeyler yapmaya çalışın. İster oyun oynayın, ister kahve keyfi yapın, isterseniz de sosyal medyada takılın. Ne yaparsanız yapın, ama yaptığınız şeyden gerçekten keyif almanız gerektiğini unutmayın.
  2. Haftanın bir gününü kendiniz için ayırın. Geçici süreliğine de olsa bunu yapın. Biliyorum, yerine getirmeniz gereken sorumluluklarınız, ilgilenmeniz gereken bir aileniz ya da çocuklarınız olabilir. Ama bir süreliğine bencil olmayı deneyin! Sadece enerjinizi toparlayana kadar! Hem siz mutlu olmazsanız, etrafınızdaki insanları da mutlu edemezsiniz, öyle değil mi?
  3. Yemeklerinizi acele etmeden ve başka işlerle uğraşmadan yiyin. Elinizde telefon ya da tablet olmasın. Ya da karşınızda televizyon! Sadece yemeğinize odaklanın ve bir kez daha karnınızı doyurabildiğiniz için şükredin.
  4. Evinizdeki ya da ofisinizdeki bütün gereksiz eşyalardan kurtulun. Daha da iyisi, bunları bağışlamayı deneyin. İhtiyacı olan insanlara yardım edin ve bunun size ne kadar iyi geldiğine tanık olun.
  5. Her gün en az bir kişiye yardım edin! İster maddi ister manevi olarak!
  6. Her hafta en az bir tane yeni mekan keşfedin. İlla kilometrelerce uzağınızda olan bir yere gitmenize gerek olmadığını da belirteyim. Belki de şehrin hemen kıyısında küçük, güzel bir köy vardır. Bilmeseniz bile keşfedin. Bu küçük keşif yolculuklarının size ne kadar iyi geleceğini tahmin edemezsiniz.
  7. Belki adına günlük demeyin ama her gün yaşadıklarınızı bir kenara not alın. Başınızdan geçen önemli şeyleri ya da sadece hislerinizi. O gün içinde sizi etkileyen ne varsa yazın. Hatta bu sadece bir cümle bile olabilir. Hiç dert değil. Yeter ki kalemi elinize alın!
  8. Haftada en az bir kez yakın arkadaşlarınızla öğle yemeğine çıkın. Bütün hafta içinizde biriktirdiklerinizi şöyle güzelce ortaya dökün. Sahip olduğunuz dostlarınızın kıymetini bilin.
  9. Daha çok hayır deyin. Bırakın artık şu istemeye istemeye evet deyişlerinizi. Başkalarını üzmemek için kendinizi üzmekten bir an önce vazgeçin. İstemiyorsanız, istemiyorsunuzdur. Hem tavrınızı bir kez ortaya koyduğunuz zaman, emin olun etrafınızdaki insanlar da sizden istemeyeceğiniz şeyleri yapmanızı istememeyi öğreneceklerdir.
  10. Güne iki bardak su içerek başlayın. Bu sizi hem bedenen canlandıracak hem de zihninizi açmanıza yardımcı olacaktır. Hatta suyunuzun içine biraz limon sıkarak, etkiyi iki kat arttırabilirsiniz. Hem laf aramızda, bu şekilde fazlalıklarınızdan da daha kolay kurtulursunuz. Malum, önümüz yaz!
  11. Yıl içinde en az bir kez uzun tatillere çıkın. Yani öyle 2-3 günlük değil, en az 1 hafta sürecek dinlenceler için zaman ve para ayırın. Gerekiyorsa bütçenizi biraz zorlayın, ama her sene mutlaka gerçek bir tatil yapın.
  12. Sizi yiyip bitiren şeylerden ve tabii ki insanlardan olabildiğince uzaklaşın. Belki farkında bile değilsiniz, ama emin olun sizin etrafınızda da sinsice enerjinizi sömüren ruh emicilerden vardır.
  13. Küçük şeylerden mutlu olmayı öğrenin. Cebinizden çıkan bozuk paradan, yolda karşılaştığınız küçük kedinin ürkek; ama sevgi dolu bakışlarından, yediğiniz bir parça çikolatanın damağınızda kalan hoş tadından, ne bileyim işte daha başka bir sürü küçük şeyden! Mutluluğu görmeyi öğrenin!
  14. Şöyle mis gibi kokan yeşil alanlara gidin ve yepyeni bir kitaba başlayın. Kuş seslerinin ve yaprakların arasından süzülen minik güneş ışınlarının eşliğinde bambaşka dünyalara seyahat edin. Bunu kesinlikle sık sık yapın. İnanın bana size iyi gelecek. Sonuçta düşüncesi bile tek başına yeterince güzelken, gerçeği nasıl kötü olabilir ki değil mi?
  15. Ertelediğiniz, ama sürekli kafanızı kurcalayan işlerinizi sırayla halledin. Diş kontrolünüzü yaptırmak, küs olduğunuz bir arkadaşınızı aramak, garajınızdaki gereksiz eşyalardan kurtulmak, köpeğinizi yıllık kontrolüne götürmek, check up yaptırmak gibi! Halledilen her işle birlikte biraz daha hafiflediğinizi hissedeceksiniz. Ve en sonunda “oh, be” diyeceksiniz, “sonunda özgürüm!”
  16. Güzel bir bahar akşamında kulaklıklarınızı takın ve yürüyüşe çıkın. Aklınızda rahatlamaktan başka hiçbir şey olmasın. Kısa süreliğine olsa da bütün problemlerinizi geride bırakın ve ciğerlerinizi çiçek kokularıyla karışık temiz havayla doldurun.
  17. Çocuklar, yaşlılar ve hayvanlarla daha çok vakit geçirmek için uğraşın. Onlar pozitif enerjileriyle istemeseniz bile gülümsemenizi ve kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlarlar.
  18. Arda sırada kafanız göre hareket edin. İşten çıktığınızda canınız eve gitmek istemiyorsa gitmeyin. Artık ne yapmak istiyorsanız yapın. Tabii, bu dediği abartmadan yaptığınızdan emin olun.
  19. Kendinizi şımartmayı öğrenin, bazen mutlu olmak için bencillik yapmanız gerekir. Söz konusu sizin mutluluğunuz olduğunda vicdan yapmanın ne kadar anlamsız olduğunu anlayın.
  20. Telefonu elinize alın ve sevdiğiniz tüm insanları bir bir arayın. Hani hep meşgulsünüz ya! Hani bir alo demenizi bekleyen insanları o çok mühim işleriniz yüzünden arayamıyorsunuz ya! İşte bu duruma son verip bir değişiklik yapın ve sevdiklerinizi şaşırtın. Hallerini hatırlarını sorun, daha da iyisi onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin.

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar