“Vur Bu Akılsız Başı Duvarlara Taşlara Vur!” Dedirten Olaylar


53 paylaşım
  Onur Körükcü

Gün geçmiyor ki bir şeyleri yanlış yapmayalım. Hayatımızda her şeyin doğru gittiği anlar ise neredeyse göz açıp kapatıncaya kadar bitiyor ve insanın aklına kesin yakın zamanda bir şeyler ters gidecek dedirtiyor. Neyse konudan daha fazla sapmanın bir alemi yok.

Gün içerisinde yaptığımız öyle şeyler var ki kendimizi hayrete düşürüyoruz. Bunun nedeni birçok şey olabilir. Karşılaştığımız stresli durumlar, uykusuzluk, yorgunluk veya sinirlenmek; yaptığımız hataların veya unuttuğumuz şeylerin en büyük sebebi olarak sayılabilir. Peki, gün içerisinde başınıza gelebilecek olan veya çoktan gelmiş birkaç şey hakkında bahsedelim. Bakalım ne kadarı sizin de başınıza gelmiş hep beraber görelim.

  • Oturulan bir yerde yiyip içtikten sonra cüzdanın olmadığını fark etmek: Arkadaşlarına attığın o mazlum bakış, sanırım en paha biçilemeyecek şeylerin arasına girebilir. Hadi bunu da bir kenara bırakacak olursanız, bir tanesi de çıkıp “madem, cüzdanın yoktu, niye yedin?” dese, verecek cevabınız dahi yoktur. Taktik; ne derlerse “tamam” deyip geçin, zaten ödemek zorundalar.
  • Uyumadan önce telefonunuzu şarja taktığınızı zannetmek: Ne kadar üzücü bir durum değil mi? Günün geri kalanını %8 şarjla nasıl geçireceğim diye yaptığınız o ince hesapları, ders için de biraz uygulasanız kim bilir belki alttan dersiniz bile kalmaz.
  • Nakit taşımamak: Benim en çok yaşadığım problemlerden bir tanesidir. Sizlerin de aynı şekilde olmuştur diye düşünüyorum. Bir yere oturduktan sonra hesabı isteyip yanında pos makinesi getirmelerini rica ettiğinizde duyduğunuz; “pos yok” veya “pos makinemiz çalışmıyor” hayatın sonu anlamına geliyor. Ardından “ben buradan nasıl kalkacağım” sorusu ortaya çıkıveriyor. Bu nedenle kredi kartının geçmediği yerlere neredeyse hiç gidemiyorum denilebilir.
  • Eşyalarınızı bir yerlerde unutmak: İlk maddede yazdığım cüzdanı unutmaktan oldukça farklıdır. Çünkü orada en azından cüzdanın nerede olduğunu biliyorsunuzdur. Ancak eşyaları unutmak, çok farklı bir şeydir. Az biraz unutkanlık bu konuyu farklı boyutlara dahi getirebilir. Hemen şöyle kısacık bir hikaye anlatıyım: Çukurambar’da arkadaşımı bekliyordum ve o sırada yanında bulunduğum aracın üstüne telefonumu ve cüzdanımı koydum. Arkadaşım geldiğinde ise eşyalarımı aracın üstünden almadan arabaya bindim. Neyse ki aracın sahibi iyiliksever bir insanmış ve ben telefona parola koymamışım. Direkt olarak son görüştüğüm kişiyi arayarak ulaştı, sağ olsun. Bu da böyle bir anımdı, yani sorumsuz ve unutkan olmayı sizlerden öğrenecek değilim.
  • Arabaya benzin almayı unutmak: Tabii, birçoğumuzun arabası olmayabilir. Bende bu hikayeyi genelde arkadaşlarımdan duydum, o sayede biliyorum. Her zaman benzin alacak para olmuyor ve bazen ışık yansa dahi sonuna kadar kullanmak gerekiyor. İşte, o son çalıştırdığınızda bir şekilde benzin almalısınız. Aksi taktirde sabah arabayı itmesi için mahalleden birilerini toplamak veya benzinliğe kadar yürüyüp benzin almak zorunda kalabilirsiniz. Bu hikayedeki “mahalleden birilerinin” arasında genel de hep ben oluyorum.
  • Farları açık unutmak: Madem konu arabalara geldi oradan devam edelim. Arabanın aküsü eskidiğinde veya farları açık unuttuğunuzda sabahları ne kadar sinirlendiğinizi hiç hatırlıyor musunuz? Aslında boşa bir sinirlenme sonuçta kendi hatanızdan kaynaklanan bir durum ancak kimse hatayı kendinde aramak istemiyor.

Bunlar sadece genel olarak rastlanabilecek durumlar. Tabii ki çok daha ekstrem durumlar ortaya çıkabiliyor. Üç aşağı beş yukarı herkesin güne stresli başladığı ve yorgun bitirdiği gibi bir hikayesi ve gerekçesi var. Bu işte yaptığınız ufak bir hata da olabilir, eve dönüş yolunda trafikte yaşadığınız tatsız bir olay da. Önemli olan ne olursa olsun altından kalkabileceğinizi anlamak ve mümkün oldukça telaş yapmamak. Çünkü telaş yaparak işleri iyileştirmek yerine yalnızca yokuşa sürersiniz. Her zaman çözüme yönelik şeyler düşünmeye çalışın. Sinirlendikçe, kendi kendinize hayıflandıkça hiçbir yere varamazsınız. Yukarıda yazdığım şeyler başınıza zaten bir iki kere geldiyse üçüncüsünün olmasına müsaade etmemelisiniz. Biraz sorumluluk almanın zararı olmasa gerek değil mi?

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar