ABD’nin Yeni Başkanı Clinton mu Yoksa Trump mu Olacak?


76 paylaşım
  Doğukan Beykoz

Tüm dünyanın merakla beklediği ABD başkanlık seçiminin gerçekleşmesine yalnızca bir gün kaldı. 58. seçim yarışı için mevcut başkan Barack Obama aday olamıyor. Bu durumun temel nedeni ise Obama’nın bu göreve iki kez seçilmiş olduğu için üçüncü defa aday olmasının mümkün olmaması. George W. Bush döneminin ardından Obama’nın önderliğinde, dünya barışını bir miktar daha önemsemeye ve Orta Doğu’da bazı ülkelerden askeri güçlerini çekmeye başlayan ABD’nin gelecek dönem siyasi çizgi ve politikaları adına bu seçim, tüm dünyanın dikkatini üzerinde topluyor. Zira ABD’de seçilecek olan yeni başkan, Obama döneminin tüm kalıntılarını silebileceği gibi, hayata geçireceği yepyeni politikalar ile ABD’ye ve dolayısıyla tüm dünyaya yeni bir rota çizebilir…

ABD başkanlık seçimi için partilerinin yapmış olduğu ön seçimlerde birinci çıkan ve halkı temsil etme hakkı kazanmak adına aday olan isimler; Demokrat Partinin Başkan Adayı Hillary Clinton, Cumhuriyetçi Parti Başkan Adayı Donald Trump, Liberteryen Parti Başkan Adayı Gary Johnson ve Yeşil Parti Başkan Adayı Jill Stein. Tam demokrasi unsurları içerisinde partilerinin gerçekleştirdiği ön seçimlerin galibi olan bu isimler, ABD’nin 58. dönem başkanı olmak adına kıyasıya bir mücadele içerisine girdiler. Dört aday arasından öne çıkan üç isim bulunuyordu. Bunlar; Clinton, Trump ve Johnson. Ancak seçime az bir süre kala medya ve seçmen tercihleri doğrultusunda Johnson, rakiplerinin gerisine düştü. New Mexico’nun 29. Valisi olarak başarılı bir dönem geçiren Johnson, 2012 seçimlerinde de ABD başkanlığı için aday olmuştu. Sandıktan istediğini alamamasına rağmen azımsanamayacak kadar seçmene ulaşmasının ardından Johnson, yeniden partisinin ön seçimini kazanarak aday oldu. Lakin ABD başkanlık seçimi için yalnızca iki adayın adı geçiyor. Bunlar hepimizin yakından takip ettiği üzere; eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Forbes tarafından dünyanın en zengin 400 insanı arasına girmeyi başaran ünlü iş adamı Donald Trump.

Bu yazımızda ABD başkanlık seçimine bir gün kala, Clinton’un mu yoksa Trump’ın mu başkanlığa daha yakın olduğunu inceleyecek ve piyasaların başkanlık seçiminden hangi yönde etkileneceğini araştıracağız…

Clinton ve Trump’ın Seçim Politikaları Nasıldı?

Clinton ve Trump’ın Seçim Politikaları Nasıldı?Yazımızın başında da belirttiğimiz üzere, 58. başkanlık seçimi için kuşkusuz iki aday öne çıkıyor. Dışişleri bakanlığı döneminde politik başarıları ile eşi Bill Clinton’un bile önüne geçmeyi başaran Hillary Clinton ve Forbes’e bile konu olmayı başaran “yeni dönem kovboy” olarak nitelendirilen ünlü iş adamı Donald Trump. Yazımızın ilk bölümünde ABD seçimleri için öne çıkan iki adayın politikalarını irdelemekte yarar olduğunu düşünüyorum…

Cumhuriyetçilerin adayı olarak ABD tarihinin en zengin kampanyasını yürüten ve şimdiden tarihe geçmeyi başaran Trump, seçimde “Make America great again” yani “Amerika’yı tekrar yüceltelim” sloganıyla boy gösteriyor. Milliyetçi ve dini politikaları sık sık dile getiren Trump, özellikle yasadışı göçmenlik sorunuyla ilgili birçok kez konuştu. Suriye ve diğer Orta Doğu ülkelerinden kaçan göçmenlerin kesinlikle ABD’ye alınmaması gerektiğini belirten Trump, bu noktada terörle mücadelenin önüne geçilebileceğini dile getirmekte. Seçim kampanyalarının medyada yeteri kadar yer almadığını belirten Trump, ABD’de birçok farklı çevrenin kendisine karşı birleştiğini ve güçlü ABD yapısından korktuklarını ifade ediyor. Diğer adayların toplamından daha zengin olduğu için kendi kendini finanse edebilmesi de Trump’ın en büyük meziyetlerinden biri olarak görülüyor.

Dışişleri bakanlığı görevinde bulunduğu süreç içerisinde tüm Amerikalıların saygısını kazanan Clinton ise Demokrat Parti’nin kaçınılmaz kaderi olarak görülmekteydi. Bu doğrultuda hiç kimse Clinton’un karşısına yeterli bir güçle çıkamadı ve Clinton, ön seçimi kazanmayı başardı. Adaylık süreci içerisinde eşi Bill Clinton ve mevcut ABD Başkanı Barack Obama’nın da manevi desteğini alan Clinton’a hem Hollywood hem de müzik dünyasından önemli isimler desteklerini esirgemediler. Dünyanın en önemli ülkelerinin kadınlar tarafından yönetildiği bir konjonktür içerisinde Clinton, bu akımın öncü isimlerinden biri olmak adına “Sıradan Amerikalıların kahramanı olmak” sloganıyla yola çıktı. Suriye ve Orta Doğu konusunda Obama’ya göre daha “şahin” bir tutum sergilemekten kaçınmayan Clinton, ılımlı muhalefetin yeteri kadar silahlandırılmadığı sıklıkla dile getiriyor. Yani olası Clinton zaferiyle, ABD güçlerinin yeniden demokrasi getirmek adına Orta Doğu’da faaliyetlerini görmemiz mümkün. Lakin Türkiye cephesinden bakıldığında, yurt içi dinamikleri iyi bilen ve tecrübeli bir isim olan Clinton ile mevcut ortaklığın sürdürülebileceğini öngörebiliriz…

FBI ile Clinton Arasındaki Sert Düello Danışıklı Dövüş mü?

FBI ile Clinton Arasındaki Sert Düello Danışıklı Dövüş mü?Clinton ve Trump arasındaki seçim yarışına bakıldığında münazaralardan sonra önümüze çıkan en önemli gelişme, FBI’nın seçim yarışına bir noktada dahil olmasıydı. İki aday arasındaki mücadelenin iyice kızıştığı günlerde Trump karşısında farkı iyice açan Clinton, FBI’dan gelen açıklamalar karşısında adeta şok olmuştu. 28 Ekim tarihinde FBI Başkanı James Comey, kamuoyuna yaptığı açıklamada; Hillary Clinton’un e-posta gelişmeleriyle ilgili olarak ellerine yeni bilgilerin geçtiğini ve bu doğrultuda soruşturmanın yeniden başladığını dile getirmişti.

Hatırlanacağı üzere Clinton’un Dışişleri Bakanı koltuğunda olduğu dönemde FBI; Clinton’un kişisel e-posta adresi üzerinden devlete ait gizli bilgiler içeren yazışmalar paylaştığını açıklamıştı. FBI ajanları o dönem yaptıkları çalışmalarda, 100’den fazla gizli belgeye ulaşmışlar ve bu doğrultuda Clinton’u tam üç saat boyunca sorgulamışlardı. Lakin Clinton, bütün suçlamaları reddetmiş ve yanlış bir şey yapmadığını savunmuştu. İlerleyen süreç içerisinde FBI’dan yapılan açıklamada; Clinton’un bilinçsizce hareket ettiği belirtilmiş ancak bu durumun ABD’ye zarar verecek boyutta olmadığını bildirilmişti.

Fakat seçime tam 11 gün kala FBI’nın yeniden soruşturmayı başlatması, akıllara birçok soruyu getirmeye yetti. Yeni bilgi ve belgelerin ele geçirildiğinin açıklanması, Trump’ın 5 puan önünde zafere yakın olan Clinton’un, anketlerde geriye düşmesine neden olmuştu. Böylelikle Trump, FBI desteğiyle birlikte ilk kez anketlerde öne geçen taraf olmayı başarmıştı. Detayların yer aldığı haberimize buradan ulaşabilirsiniz. Clinton’un geriye düştüğü söylentileri ile dolar endeksi, son yedi ayın zirvesinden gerilemiş ve altının ons fiyatında önemli kazanımlar görülmüştü. ABD seçimini derinden etkileyeceği ve belki de Clinton’un zaferinin önündeki tek engel olarak görülen FBI soruşturması, dün yapılan açıklamayla ilginç bir şekilde rafa kalktı. Clinton’un daha önceki soruşturmada da belirtildiği üzere “suçsuz” olduğunun yeniden tespit edildiği ve dosyanın bir kez daha kapandığı ifade edildi.

5 puan önde olduğu anketlerde en büyük rakibi Trump’ın arkasına düşen Clinton, FBI haberinin ardından yeniden popülaritesini arttırdı. McClatchy-Marist tarafından yapılan ankete göre; Clinton yüzde 44, Trump ise yüzde 43 oy alıyor. Böylelikle 1 puanla da olsa Clinton’un Trump’ın önünde olduğu, açıkça gözler önüne seriliyor. FBI süreci ile seçmen üzerinde Trump’ın kazanacağı yönünde bir algı yaratıldı. Bu doğrultuda Trump’ın anketlerde öne geçmesi, dolar endeksini geriletti ve yatırımcılar “endişeye” kapıldılar. Kararsız seçmenlerin birçoğu, FBI haberlerinin ardından Trump korkusuyla çareyi Clinton’da aramaya başladı. FBI’nın da dünkü açıklamasında, süreçten çekildiğini ifade etmesi, akıllara tek bir soruyu getiriyor. FBI ile Clinton arasında yaşananalar danışıklı dövüş müydü?

ABD Başkanlık Seçimi Piyasaları Nasıl Etkileyecek?

ABD Başkanlık Seçimi Piyasaları Nasıl Etkileyecek?Yarın gerçekleşecek olan seçim, hem ABD ekonomisini hem de küresel ekonomiyi derinden etkileme kabiliyetine sahip. Çünkü dünyanın en büyük ekonomisine sahip olan ABD’nin yeni başkanı, gerçekleştireceği stratejiler ile piyasaların rotasını belirleyebilir. Yani yarın gerçekleşecek olan seçim sonucunda yalnızca ABD’nin yeni başkanı değil, aynı zamanda dünya ekonomisinin yeni kaptanı da belirlenmiş olacak…

Bu doğrultuda yarınki başkanlık seçimi, piyasalar açısından hayati öneme sahip. Bilindiği üzere yaklaşık iki haftadır piyasalar, yarınki seçimi fiyatlamaya çalışıyorlar. Piyasalarda, başkan adayları arasındaki münazaraların ardından başlayan hareketlilik, FBI gelişmeleri ile ivme kazanarak bugün de devam ediyor. Piyasalar adına seçimle ilgili “iki senaryo” bulunuyor. Clinton ile Obama döneminin devam niteliğinde uygulanacak olan politikalar ve Trump’ın seçilme ihtimali ile ABD ekonomisinin yeniden şekilleneceği endişesi. İki senaryo doğrultusunda piyasaların ateşi her geçen gün artıyor. İlk senaryo doğrultusunda Clinton’un zaferi sonrası, gelişen ülke piyasalarının negatif yönde etkilenmesi kuvvetle muhtemel. Yani ABD ekonomisinin yolundan şaşmayacağı beklentileri ile zirvede bulunan dolar endeksi, gelişen ülke para birimleri karşısında rekorlar kırabilir. Böylelikle Clinton’un yeniden seçilmesi, ABD ekonomisi için Obama’nın üçüncü dönemi olarak görülebilir. Yurt içi ve yurt dışı gelişmelere bağlı olarak geçen haftaki işlemlerde 3.1533 ile yeni bir rekor kıran Dolar/TL paritesi, Clinton’un zaferi sonrası 3.20 seviyelerine tırmanabilir ve yeni bir rekor kırılabilir…

İkinci senaryoya geçecek olursak, Trump’ın olası başkanlığı döneminde ABD ekonomisinin yeniden şekilleneceğini söylemek hiç de zor değil. Trump seçim kampanyası boyunca, ABD ekonomisinde yaşanan çalkantılı dönemi dillendirmiş ve bazı yanlışların değişmesi gerektiğini ifade etmişti. Trump özellikle ekonomi politikaları ile ilgili söylemlerinde, FED Başkanı Janet Yellen’i hedef almış ve onu görevden alacağını ifade etmişti. Trump’ın bu doğrultudaki açıklamalarının ardından ABD’nin ana gündem maddesi; ABD başkan adayları, FED hakkında yorum yapmalı mı? olmuştu. Kısacası, ABD ekonomisini yepyeni bir temelin üzerine inşa etmeyi hedefleyen ünlü iş adamı Trump’ın olası zaferi, gelişen ülke piyasaları için pozitif bir etkiye sahip. Yani dolar endeksinin küresel çaptaki gerilemesine bağlı olarak Dolar/TL paritesinin 3.10’un altına gerilme ihtimali artıyor. Yaşanan bu gelişmeye paralel olarak, altın piyasasının ise yukarı yönlü hareketlenmesi bekleniyor. Spot altının ons başına 1.290 seviyesini test edebileceği kuvvetle muhtemel.

Serbest ticaretin her türlüsüne karşı çıktığını sıklıkla dile getiren Trump’ın seçilmesi halinde, global ticaret de negatif yönde etkilenebilir. Vergilerini yurt dışına taşıyan şirketlerin takibini arttıracaklarını belirten Trump’la birlikte, AB ve Çin ile ticaretteki verginin artırılması bekleniyor. Yaşanan bu gelişmelere bakıldığı zaman medyanın Trump karşıtı, yani Clinton lehine desteğini neden arttırdığını açıkça görebilirsiniz. Neredeyse tüm dünya Trump’ın başkan seçileceği konusunda endişeye kapılmış durumda. Bu doğrultuda medya ise konvansiyonel bir hal içerisinde Clinton’u açıkça desteklemekte. Kişisel kanaatime göre; 58. başkanlık yarışı için öne çıkan iki aday Trump ve Clinton arasından Clinton’un zafere çok daha yakın olduğunu söyleyebilirim…

Habere Kim Ne Dedi?

0       0

Yorumları görmek için ;

Giriş yap!



Facebook'ta Paratic :

Benzer yazılar